Ana Tanrıça’dan Meryem Ana’ya

Yazan: 19 Ocak 2011  
Kategori: KÜLTÜR SANAT

Yaklaşık olarak İ.Ö. 10 Bin yıllarında başlayan Neolitik devrim, insanlığın uygarlık adına yol aldığı en önemli dönemeçlerden biri olmuştur. Yerleşik yaşama geçiş ile başlayan bu süreç, köy-kent-devlet-imparatorluk diziliminin en temel halkasıdır. Anadolu ise bu devrin en iyi etüt edildiği coğrafyaların başında gelmektedir. Avcı-toplayıcı toplum yapısından kurtulan Anadolu insanı; Hallan Çemi, Nevali Çori, Çayönü, Çatalhöyük ve Hacılar gibi köy yerleşimleriyle ilk kalıcı konut, kült merkezi gibi unsurları bünyesinde toplamıştır.

Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde yoğun olarak karşımıza çıkan Neolitik devrim merkezlerinin sosyo-kültürel anlamda analizi yapıldığında; ilk kent örnekli bu toplulukların anaerkil bir yapıya sahip olduğu anlaşılır. Kadın merkezli bu yaşamda her alanda anaerkillik hissedilebilir. Elbette ki din açısından da bu böyledir. Toprağı işleyen bireyleri, yerleşimleri koruyan askerleri, kısacası yaşamın her alanında komünelliğin hissedildiği bu devirde insanı dünyaya getiren kadın kutsaldır. Doğumun açıklanamadığı bu dönemde; kadının üstlendiği misyon göz önüne alındığında bu durum şaşırtıcı olmasa gerek. Toprağın ve kentin bereketi ve hayvanların koruyucu varlığı ile kadın odaklı kült, zamanla Ana Tanrıça inancını meydana getirdi.

Ana Tanrıça inancının en etkileyici biçimde köklerini Çatalhöyük yerleşiminde görebilmekteyiz. Bu yerleşim yerinde ele geçen heykelcikte; tahtta oturup doğum yapan tanrı kadın, iki kolları altına aldığı aslanlarla tüm sembollerini sistemli bir şekilde daha bu dönemde bünyesinde toplamıştır.

Şekil1 : Çatalhöyük’te ele geçen Ana Tanrıça Heykelciği

Köyler büyük toplu yaşamlara dönüştüğünde, iş bölümü toplumda ataerkil düzeni meydana getirdi. Savaş ortamında ve yönetim hususunda erkeğin fiziki rolü bu düzenin yerleşmesinde büyük rol oynadı. Ancak Anadolu coğrafyasında bu eski kült hiçbir zaman silinmemiştir. Siyasal olarak ilk kez birlik sağlayarak Anadolu’da imparatorluk kurmuş olan Hititler’de Kubaba ismi Ana Tanrıça inancına karşılık gelir. Demir Çağı Anadolu toplumlarından Phrygialılar ise tam anlamıyla Matar Kubeleya’yı ( Dağın Anası- Ana ) pantheonlarının başına yükseltirler. Phryg toplumu dinsel ihtiyacını bütünüyle Ana Tanrıça inancıyla karşılamıştır. Issız doğanın, bakir ormanların, güçlü hayvanların kısacası insanın korktuğu doğanın hakimi Kybele’ye…

Şekil 2: Ephesos Artemis Heykeli; Foto: Kadir Balçıner

Arkaik Dönemin belki başları belki de biraz daha öncesinde Anadolu kültleri ile karşılaşan Yunan şehir devletleri kendi inanç sistemi ile mevcut Ana Tanrıça kültünü birleştirmenin yollarını aramışlardır. Özellikle Batı Anadolu merkezli olmak üzere birçok şehir devletinde Ana Tanrıça kültüne ait izler görülebilmektedir. Kuşkusuz bu kültlerin en yaygın ve en köklü olanı Ephesos şehir tanrıçası da olan Artemis Ephesia’dır.

Artemis Ephesia; tam anlamıyla Anadolu karakterli bir görünüme sahiptir. Şehirleri koruyan doğanın ve hayvanların koruyucusu, bereketin sağlayıcısı ve üretkenliğin sembolize edildiği tanrıça hem Yunanlı hem Anadolu’ludur. İlkçağ’ın Anadolu kentlerine baktığımızda Ephesos için Artemis çok özel bir konumdadır.

Şekil 3: Meryem Ana evinde gerçekleştirilen ilk büyük ayin 1896

Pagan kültürün yarattığı bu değerli kült adına yapılan tapınak “dünyanın yedi harikası” arasına girecek denli ihtişamlı bir görünümdeydi. Helenistik dönemde inşa edilen bu tapınak, daima Ephesoslular’ın övgü ile bahsettikleri bir yapıydı. Son dönemlerde Ephesos çevresinde yapılan prehistorik ve protohistorik devrelere ait kazılarla tespit edilen birçok yerleşim bize Artemis kültünün köklerinin ne denli eski olabileceğine işaret etmektedir.

Geç Antik Çağ-Erken Hristiyanlık döneminde Ephesos’da meydana gelen toplumsal inanç sistemi anlamında değişim  derin anlamda Artemis inancını etkiledi. Bu yeni inanç, Kudüs’de doğan, İsa Peygamberin öğretisini yayan Hristiyanlık’tı. Romalı yönetici ve askeri üst düzey kişiler tarafından o dönem şartlarında en ağır şekilde cezalandırılan Peygamber İsa’nın ardından havarileri de bu gazaba uğramamak adına bir bir Kudüs’den ayrıldılar.

Şekil4 : Meryem Ana evinde gerçekleştirilen ilk büyük ayin 1896

Ephesos’da daha Paulos döneminde Pagan kült ile Hristiyanlık çekişmeye başlamıştı. Ancak yeni din Anadolu’da hızla yayılarak büyümekteydi. Üstelik İsa’nın en değerli yoldaşı-İncil yazarı Aziz Yuhannes’in ( St. Jean ) Meryem’i de alarak Ephesos’a yerleşmesi bölgeyi Hristiyan inanç coğrafyasında önemli merkezlerden kılmıştır.

Bülbül Dağı yamaçlarında, gözlerden uzaktaki evinde konaklamaya başlayan Meryem Ana, yaklaşık olarak 44 yaşlarında yaşamı sonlanmış, yani son günlerini Ephesos’ta geçirmiştir. Zamanla Meryem’in ikamet ettiği alan yok olup hafızalardan silindiğinde, ara sırada olsa hatırlanan kutsal bir mekana dönüşür. 19. yüzyıl ortalarında keşfedildiğinde ise büyük çaplı ayinlerle bu kutsal mekan ziyaretçi akınına uğramaya başlar.

Önceleri karşı konmalara karşın, bu toprakların özelliğinden midir bilinmez Meryem Ana hızla Ana Tanrıça saygınlığının yerini almıştır. Hristiyan inanç sisteminde büyük öneme sahip olan Meryem, bakire anne pozisyonuyla Artemis kültünü çağrıştırmış, kolay benimsenmiştir. Tanımlaması ve adlandırması ne şekilde olursa olsun Ephesos kenti ilk kurulduğu günden itibaren hep Ana Tanrıça modelli dini benimsemiştir. Hristiyanlık bölgede etkin olduğunda bu dinin yapısını da etkilemeyi başarmıştır.

Şekil 5:Meryem Heykeli

Bugün Selçuk’a gelip ziyaret edenler; kültürlerin ne kadar yakın alanlarda farklılıklarıyla bir arada olduklarını en açık şekilde görebilmektedir. Artemis’den Meryem Ana’ya süregelen bu inanç mozaiği çok kültürlü Anadolu coğrafyamızın ürünüdür. Hoşgörü ve kültürlere olan saygımız bu kentte mevcut olan kültürel mirasın korunmasında, bizim en önemli rehberimizdir.

Ali ÖZKAN
Dokuz Eylül Üniversitesi
Klasik Arkeoloji
Yüksek Lisans Öğrencisi

Kaynakça:

Lynn E. Roller, Ana Tanrıça’nın İzinde Anadolu Kybele Kültü, Homer Yayınevi
Bir Tanrıçanın Mekanı Artemision ve  Çevresi’’, Efes Artemisionu Bir Tanrıçanın Kutsal Mekanı, TC Kültür Bakanlığı- Phoıbos-Kunst Historisches Museum,Viyana
Ekrem Akurgal, Anadolu Uygarlıkları, Net Turistik Yayınları
Zeynep Mercangöz, Efes ve Çevresinde Hristiyanlık ( Ortaçağ    Hristiyan Döneminde Efes ve Ayasuluk), in From Past to Present First International Symposium on
Mustafa Büyükkoancı, St. Jean Hayatı ve Anıtı, Efes Yayınları

Bu yazı 1.545 defa okundu

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!