Pina Bausch’un hayatı
Yazan: Cemal VARHAN 04 Mayıs 2011
Kategori: SİNEMA
Düşlerden sahneye, sahneden beyaz perde’ye bir yaşam hikayesi Pina 3D
Pina Bausch’un hayatına tanıklık eden ve onunla dans ederek yaşamlarını geçiren dostları var önümüzdeki koltukta, sanki uzansak dokunacakmışız gibiler. Kendilerini ve en büyük ustalarını hayranlıkla seyrediyorlar tıpkı bizler gibi. Devamını oku
Bizim Büyük Çaresizliğimiz İzmir Sinemasında
Yazan: Cemal VARHAN 17 Nisan 2011
Kategori: SİNEMA
Lise yıllarından beri hayalini kurduğu bekâr evine taşınalı henüz 3 ay olmuştu ki… Evet, film böyle başlıyor hayallerin yıkıldığı an yeni bir hayale mi yelken açmalı yoksa eskisinin peşinden umutsuzca koşmaya devam mı etmeli. İlk önce yabancılaşma sürecini aşıp beklemek gerekiyor sanırım yaşamın yeni sürprizlerini belki de hayat her zaman o kadar karmaşık ve acımasız olmayabilir. Mesela peynirin üzerinde vişne reçeli sadece senin tekelinde olmayabilir. Devamını oku
İzmir Sineması Green Hornet – Yeşil Yaban Arısı filmi ile 3′üncü boyuta taşınıyor.
Yazan: Cemal VARHAN 16 Şubat 2011
Kategori: DUYURU, GÜNCEL, SİNEMA
İzmir’in en eski sinemalarından biri olan İzmir Sineması şehrin merkezindeki konumu kadar, bir kapısı Kordonda bir kapısı Talatpaşa’da olmasıyla da gerek iş çıkışı gerek kordon’da biraz takıldıktan sonra film izlemek isteyenler için ideal bir çözüm sunuyor. Sinema eski büyük ve görkemli salonu yerine modaya ayak uydurup 2 küçük 2 büyük salon ile sinemaseverlere alternatifli hizmetler vermekteydi. En son yapılan değişiklik ile dünyanın en gelişmiş Üç Boyutlu sinema sistemi olarak kabul edilen RealD sistemiyle 3. boyuta perde açmaya başladı. Bu sistemin gereksinimi olan Gümüş Perde’nin diğer perdelere oranla sağladığı kazançtan mı bilinmez sanki görüntüler gerçek hissi uyanıyor insanda.
Salonda gösterilecek ilk film sezonun en ilginç aksiyon komedilerinden olan Green Hornet – Yeşil Yaban Arısı. Amerika’da bizde bilinenlerin aksine büyük bir hayali kahraman arşivi mevcut bu karakter de çizgi roman ile başlayıp nihayetinde beyazperde de canlandırılan benzerlerinden bir tanesi. Öykü olarak kulağa Batman’i çağrıştırsa da fragmanı ve konu incelendiğinde Komedi ve Aksiyon’un ilginç bir birleşimi ortaya çıkıyor. Özellikle 3D teknolojisi ile bezenmiş aksiyon filmleri bu türün izleyicileri açısından bulunmaz birer nimet. Filmin öncesinde gösterilen Karayip Korsanları filmine ait 3D fragman ise insana “gel 20 Mayıs gel” dedirtecek sahnelere sahip. Kaptan Sparrow un kılıcı ile hiç bu kadar yakınlaşmamışızdır sanırım…
Aşk Tesadüfleri Sever
Yazan: Cemal VARHAN 13 Şubat 2011
Kategori: SİNEMA
Alışılagelmiş romantik filmlerin düzeneğine çomak sokmak istercesine bir film var karşımızda; Türü: Romantik/Drama…
Oysa biz hep alışmıştık romantik komedilere, oğlan yada kız yada bazen ikisi de bir yalana imza atar sonra da bunu öğrenince ayrılıp dayanamayıp birleşirlerdi. Artık içimizi dışımıza getirecek kadar çok izledik ki bu tarzı biraz olsun farklı bir şey görünce hemen salonlara saldırdık ve Aşk Tesadüfleri Sever filmini ilk haftasında açık ara zirveye taşıdık ki karşısındaki rakibi de fenomen haline gelmiş Kurtlar Vadisi… Filmin öyküsüne kısaca değinirsek, 1977 yılında biri doğurmak üzere biri kontrole gelmiş iki annenin bir trafik kazası sonucu aynı anda doğum yapmasına (burası çok önemli ama filmi izlemeniz gerek anlatırsak tadı kaçar) tanıklık etmemizi milat edinecek olan film hiç de öyle başlamıyor. Müslüm Gürses’in sesinden film ile aynı adı taşıyan parça karşılıyor sizi beyaz perde de ardından da günümüz İstanbul’unda yetişkin bir adam ve kadının hikayesi karşılıyor önce bizi. Kahramanlarımızın bugününü yaşarken geçmişe yapılan flashback lerle de hikayemizi öğreniyoruz film boyunca.
Yıllarca birbirini teğet geçen iki insanın nihayet buluşmasına tanıklık ederken geçmişi bugünü tüm çevrelerindekilerle birlikte öğreniyoruz. Filmin genel yapısı bu filmin tadını kaçırmadan yapılacak en küçük anlatım da ancak bu kadar olabiliyor.
Genel değerlendirmeye gelirsek, film kurgu ve görsellik açısından gayet başarılı bir yapım olmuş. Özellikle başrolde yer alan Mehmet Günsur’un canlandırdığı fotoğrafçı karakterinin bakış açısından yakalanan görsel zenginlik filme ayrı bir hava katmış. Bunun yanında filmdeki oyunculuklar çok vasat hatta Belçim Erdoğan eşi sayesinde ünlü olmasa bu rolü oynar mıydı sorusu aklınızda şimşekler çaktırmasa da küçük bir elektrik şoku yaratır gibi duruyor. Bazen insan düşünüyor arka planda bunca güçlü bir oyuncu kadrosu kurduktan sonra vitrine kimi koysak fark etmez mantığını kim icat etti diye? (Mahsun Kırmızıgül çok kullanır bunu) İzlediğin tüm benzer örneklerde eski kurtlar arka planda döktürürken ön plandaki acemiler de eğilip onları toplamaya çabalıyorlardı. Ömer Faruk Sorak Cem Yılmaz’ın kanatları altından sıyrılıp tamamıyla kendi projesi olan ilk filminde her şeye rağmen başarılı sayılır, ne de olsa Issız Adam hezeyanımızı yeni atlatmıştık. Korkulan olmadı ve ikinci bir Issız Adam faciası ile karşılaşmadık. Film gayet eli ayağı düzgün bir yapım olmuş, özellikle de bayan seyircilerin neredeyse tamamına yakını filmden çıkarken duygu selini göz yaşı seline dönüştürerek ter ediyorlar salonları Şebnem Ferah’ın “Hoşçakal” haykırışları ile.
Film hakkında detaylı bir değerlendirmeyi vizyondan kalktıktan sonra burada bulabileceksiniz.
Şair Halim Yazıcı ve müzisyen, yazar Erhan Doğan okurlarıyla buluştu.
Yazan: Cemal VARHAN 12 Şubat 2011
Kategori: DUYURU
12 Şubat Cumartesi günü, saat 15.00-17.00 arası gerçekleştirilen imza gününde, Halim Yazıcı Kanguru Yayınları’nca yayınlanan “Küçük Taşlar İklimi” adlı yeni şiir kitabını, Erhan Doğan ise yine aynı yayınevince yayınlanan öykü kitabı “Giyotin”i imzaladı.
Yoğun bir okuyucu kitlesiyle gerçekleştirilen imza gününde, Kültür eski Bakanlarından Suat Çağlayan ve Konak eski Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ’ın yanı sıra İzmir’in tanınmış aydın ve sanatçıları yazarları yalnız bırakmadı.
Şiirin, öykünün ve müziğin ön planda olduğu günde, günümüz yazın dünyasına ilişkin düşünceleri sorulan Yazıcı şöyle konuştu:
“Tek dileğim günümüzde giderek azalan ve yok olmaya yüz tutan insan sevgisini, barışı, sanatı ve paylaşma duygusunu korumak. Korurken de insan onuruna, yazar ve sanatçı ahlakına ve alçak gönüllüğüne sahip çıkmak. Bunu gerçekleştirirken nitelikli sanatsal ürünlerinin üretilmesinin dışında hiçbir kaygı taşımadan nefes almak, yazmak ve paylaşmak.
Sevgiden ve hoşgörüden uzak, hırslarına yenik düşerek egoları yüzlerine yansıyan bir yazım yaşam biçiminden uzak olmak.
Onlar zaten ellerindeki aynalara bakıp kavga etmeyi meslek edinmişler.
Gerçek şiir ve sanat, okuyucunun ve halkın ellerinde büyümeye devam edecektir.”
Etkinlikten kareler:
Beş Şehir
Yazan: Cemal VARHAN 21 Nisan 2010
Kategori: SİNEMA
Başkalarının aşklarına aşık olan ölümlüler….
Film bir aşk ve ölüm geçidi, karakterleri sırayla tanırken her yeni karakterde kendimizi bir kısırdöngü içersinde buluyoruz. Her an aşk ve ölüm kol geziyor filmde. Devamını oku
Keçilere göz diken adamlar (Özel Kuvvetler)
Yazan: Cemal VARHAN 18 Şubat 2010
Kategori: SİNEMA
The Men Who Stare At Goats – Keçilere göz diken adamlar (Özel Kuvvetler)
Filmin oyuncu kadrosuna kısa bir göz atmak bile bu filme kesinlikle kaçırılmaması gerekir yaftasını yapıştırmak için geçerli bir neden gibi. Kimler mi var? George Clooney, Ewan McGregor, Jeff Bridges, Kevin Spacey, Stephen Lang ve Robert Patrick. Kadro mükemmele yakın gibi peki ya film? Devamını oku
Yalanın İcadı The Invention of Lying
Yazan: Cemal VARHAN 07 Ocak 2010
Kategori: SİNEMA
The Invention of Lying (Yalanın İcadı) Son dönemlerin en başarılı komedi filmi…
Günümüzde ne yazık ki bize komedi diye verilen şeylerin pek çoğu sadece küfür ya da argo içermekte. Bu film ise bizi saf ve en temiz insanları kullanarak eğlendirmeyi kendine görev bilmiş. Devamını oku
Brothers – Örümcek Adam Oscar’a koşuyor
Yazan: Cemal VARHAN 05 Ocak 2010
Kategori: SİNEMA
Örümcek Adam serisinin sarsak ve kararsız ama sevimli kahramanı Tobey Maguire son filmi olan Brothers ile En iyi erkek oyuncu dalında Oscar a yakın isim olarak lanse ediliyor. Devamını oku
Julie & Julia
Yazan: Cemal VARHAN 02 Ocak 2010
Kategori: SİNEMA
Julie’den Julia’ya…
Meryl Streep’in adını görünce merak ederek izleme listeme aldığım bir filmdi “Julie And Julia” . Filmi izledikten sonra en belirgin özelliği güncel insanların sıkışıp kaldığı kısır döngülerden kaçabilmek için aslında sandıkları kadar çaresiz olmadıklarıydı. Devamını oku














