Bir delikanlıyı eğitmek
Yazan: Abidin Parilti 09 Mart 2009
Kategori: KÜLTÜR SANAT, KİTAP
‘Delikanlı’, arayışın mutlak hâkim olduğu ve erotizmin yoğun yaşandığı, maskelerden arınmış hakiki olanın arandığı bir aşk hikâyesi anlatıyor
Tesadüflerin tek gerçeklik olduğu aşikâr artık. Kimi buna kader der. Rutinde giden hayat, anlık bir tesadüfle olmadık yollara, olmadık deneyimlere, olmadık kişilerle bir değişime uğrar. Yaşanan bir yengi de olabilir, bir yenilgi de; geriye dönüş olsa da, hayat başka bir yola girmiştir artık… Julian Davies’in romanı Delikanlı da bu minvalde işleyen bir roman.
Tesadüfün hiçbir zaman bir araya gelemeyecek hayatlar üzerindeki tahakküm gücü burada kendini ortaya koyar. Orta yaşlarında, (hattâ denilebilir ki o meşhur krizi de yaşamaya başlayan) oldukça zengin ve lüks bir hayat yaşayan müzisyen Marian Aspen ile ’sokak çocuğu’ olarak nitelendirilebilecek, oldukça çekici, oldukça genç ama aynı zamanda saflık derecesinde çocuk Zimzam Taylor’un tesadüfen karşılaşmaları ve bu karşılaşmanın daha sonra bir aşk ilişkisine dönüşmesini anlatır. Her ne kadar başlangıçta her şeyin bu garip tesadüfün eseri olduğu düşünülse de kitabın ilerleyen bölümlerinde delikanlının bunu tesadüfe dönüştürmek için türlü planlar yaptığını da anlarız.
Bir kadın ve bir erkeğin dünyası
Marian Aspen, aslında maskeler ve sahtekârlıklar dünyasında yaşamaktan bıkmıştır. Güzel bir kadındır, çok iyi bir müzisyendir. Ancak çevresinde ona yanaşanların çoğu onun kalbine dokunmaktan çok ya tenine dokunmayı düşlemektedir ya da bir tür menfaat peşindedirler. Marian onlar için sadece Marian olarak değil isminin önüne konulan sıfatlarıyla vardır. Güzel Marian, seksi Marian, müzisyen Marian gibi maskeler, roller ve sıfatlardan uzun zamandır bıkmış olan Marian sahtekârlıklardan arınmış, kendi olan bir dünyanın arayışına girer. Ve nihayetinde Zimzam’la karşılaşır. Zimzam’da hakiki olanı görmüştür kendince. Zimzam maskesizdir, kaygısızdır ve üstelik kadını da, kadının içinde bulunduğu dünyayı da tanımamaktadır. Beklentisiz başlayan arkadaşlık, birlikte geçirilen zamanlar her ikisine de yeni duyguların, yeni heyecanların, yeni dünyaların kapılarını açar. Hem yaşamsal hem düşünsel olarak birbirinden tamamen ayrı, birbirine hiçbir zaman değmeyecek bu iki dünyanın karşılaşması ve iki dünyanın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkan arkadaşlık, dostluk ve bütün sıfatların ötesinde ortaya çıkan ilişki her ikisinde de değişimlere yol açar. İkisinin de eksikliklerini duydukları üzerine kurulan ilişki onları birbirine daha çok yakınlaştırır. Birbirlerini anlamaya, tanımaya ve eğitmeye başlarlar. Zimzam zengin bir dünyanın kapılarından içeri süzülerek yeni duyguları ve teni tanırken, Marian anaçlığını anımsar, geçmişiyle yüzleşir ve bir delikanlıyı eğitmenin, onu hayata ve bedenlere hazırlamanın zevkini yaşayarak sahici bir dünyanın içinde bulur kendini. Ya da öyle zannetmektedir aslında. Çünkü bir okuyucu olarak dışardan bakıldığında delikanlının duruşu, karakteristik özellikleriyle bu kadının ilgisini çok da çekmemesi gerektiği düşünülebilir. Zimzam’ın konuşmaları, hayata bakışı inandırıcılık sınırlarını zorlar. Hâlâ bir çocuktur. Aslında burada durup bakıldığında okuyucuya inandırıcı gelmeyen bu yöneliş tam da Marian’ın çekim noktasına girer. Marian’ın şu anki durumu için sevmek, arzulamak, kafada kurmaktır. Bu arzu onu yok edişe götürse de yaşamasına destek olduğu inancıyla sonuna kadar gider. Zimzam’ı olduğu gibi görmekten öte, görmek istediği gibi görür. O da aslında onu sahici olmaktan çıkarıp kendi istediği rollere büründürür. Görmek istediği erkeğe dönüştürmenin peşindedir. Marian eşit bir ilişkiden çok, annelik duygusunu tatmin ederek bir çocuk yetiştirmektedir aslında. Ona bilmediği bir hayatı öğretir. Önce onlar birbirlerini tanır, anlar, sözün büyüsüne kapılır. Nitekim cinsel birliktelikleri bile çok sonra başlar. Ama bu cinsel birliktelik dahi bir eğitim sürecidir. Kadın, cinselliği keşfetmemiş, labirentlerinde kaybolmamış, bir kadının bedenine dokunurken kalbine de dokunmasını bilmeyen bu çocuğu eğitir. Yer, yön gösterir, zevkin sınırlarında nasıl dolaşılması gerektiğini öğretir. Başlangıçta birbirini hiç anlamayan, iki farklı dili konuşan bedenler ve kafalar kadının ustalığı, çocuğun çıraklığıyla bir süre sonra aynı dilden konuşur, aynı dilin inceliklerini işler hale gelirler. Bu ilişki ikisi için de bir terapiye dönüşür. Kadın kendini iyi hisseder her zaman. Gençliğini yeniden anımsar. Sanki iki yaşın toplamını ikiye böldüğümüzde kadının yaşını bulmuşuzdur artık. Bu ilişki ikisi için de bir yaşam kullanma kılavuzu olmuştur.
Marian ve Zimzam tanıştıktan sonra bir yolculuğa çıkarlar. Çeşitli mekanlarda dinlenirken kendilerini de keşfederler. Gerçekte var olan yolculuk imgesel olarak da bir iç yolculuğa dönüşür. Birbirlerinin hayatlarına şahit olurlar. Birbirlerinin geçmişlerinden haberdar olurlar. Çeşitli sorgulamalar yaşanır. İlişkileri bu anı yaşarken bir tür geriye dönüşe de izin verir. Her ikisinin de hayatta oldukça etkilendikleri, her an farkında olmadan dillendirdikleri kişileri vardır. Bu kişiler onların ömrünü mühürlemiş kişilerdir aslında. Zimzam babasını hiç sevmemesine rağmen hep ondan söz eder. Eğer o olsaydı ne yapardı diye düşünür, Marian’a durmadan babasını anlatır. Marian ise teyzesinin gölgesinde yaşamıştır bir ömür boyu. Aldığı uluslararası başarılar bile teyzesini tatmin etmemiş her zaman teyzesinin gözünde başarısız bir ‘çocuk’ olarak kalmıştır. Marian da durmadan teyzesini anar. Teyze ve baba üzerinden geçmiş onların yakasını bırakmaz. Yolculuk ve birliktelik bir tür arınma olur. Kadın maskelerden, rollerden, sahte dünyaların göz kamaştıran ışıklarından uzaklaştıkça kendine varır, kendini yeniden anlar, sever ve yaşadığını teniyle kalbiyle yeniden duyumsar. Bu duyguları ona yaşatan Zimzam olmasına rağmen dönüp bakıldığında bunu gerçekleştirenin sadece ihtiyaç ve eksiklik duygusu olduğunu görürüz. Zimzam eksikliği gideren bir tür oyuncudur. Marian eksiklik duygusunu tatmin etmek istemekte ve görmek istediğini görmektedir.
İki farklı sosyal sınıf
Delikanlı romanında, karşılaşan iki dünyanın çelişkilerini, yaşam anlayışlarını ve bu dünyaların çakışmasına dışardan bakışları da görürüz. İki farklı sosyal sınıfın temsilcileri bir araya gelmiştir. Zengin tabaka ve yoksul tabaka. Bu iki kişinin davranış biçimleri oldukça farklıdır. Kadın nezaket kuralları çerçevesinde, sınıfının gerektirdiği biçimde davranırken çocuk dilediği ve öğrendiği biçimde davranır. Çocuğun böyle davranması çevre tarafından yadırganırken kadın bu durumdan oldukça hoşnuttur ve onu kendine benzetmeye çalışmaz.
Ancak Marian’ın sahiciliği arayan çabasına rağmen sonuç olarak Zimzam’ın da belirli maskelerle ona yanaştığını, bu tesadüfü doğurmak için türlü oyunlara giriştiğini öğreniriz. Bu paranoyak durum tekinsiz bir dünyanın göstergesidir aslında. Roman hakiki olan ile sahte olanın çatışması olarak da okunabilir.
Arayışın mutlak hâkim olduğu, tesadüflerin doğurduğu, sıra dışı ve erotizmin yoğun yaşandığı, maskelerden arınmış hakiki olanın arandığı bir aşk hikâyesini anlatan Delikanlı romanı oldukça akıcı bir dille yazılmış.
DELİKANLI
Julian Davies, Çeviren: Cumhur Orancı, İstiklâl Kitabevi, 2006
Bu yazı 616 kişi tarafından okundu.



Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!