DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ EKONOMİ POLİTİĞİ

Yazan: 23 Temmuz 2010  
Kategori: GÜNCEL

Demokrat Parti’nin Tarihçesi

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra iki kutuplu bir dünya kuruldu. bir tarafta ABD ve batılı müttefikleri, diğer yanda ise Sovyetler Birliği vardı. Ve her ikisi de birbirinden çekinmekte idi. Ancak bu iki kutuplu dünya düzeni Sovyetlerin dağılmasına kadar sürecek olan “soğuk savaşı” başlatacaktı. Fakat egemenlik ABD’deydi. ABD ve müttefikleri kapitalizm siyaseti güderken, Sovyetlerdeki sosyalizmin yayılmasından endişe ediyorlar ve özellikle Avrupalı devletlerin Sovyet sistemine yakınlaşmasını engellemeye Sovyetleri çevrelemeye çalışıyorlardı. Bunun için ABD ve İngiltere Sovyetlere karşı “hür dünya” olarak sloganlaştırılan “demokratik” yaklaşım getirdi. Sovyetler Birliğinin savaş sonrası sert tutumu ve Türkiye’nin ABD’den istekleri Türkiye’yi ABD’ye yanaştırmıştı. ABD’nin desteklediği ve öngördüğü çok partili demokratik düzendi. Sonuç olarak Türkiye , batı dünyasına kabul edilmek için yenilenerek demokratik düzen kurmak zorundaydı. İşte bu dış politikadaki durumun iç politikaya yansıması(1). CHP genel başkanı ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nde siyasetin liberalleşmesi gerektiğini vurgulamasıyla çok partili hayata geçişin zemini hazırlanmış oldu(2). Ardından Celal Bayar , Adnan Menderes , Refik Koraltan ve M. Fuat Köprülü’nün parti tüzüğünde değişikliği içeren “Dörtlü Takrir” isimli önergenin reddedilmesi ile Adnan Menderes , Refik Koraltan ve M. Fuat Köprülü CHP grubunun oybirliği etmesi ile partiden ihraç edilmiş , Celal Bayar ise istifa yoluna gitmişti. Ve akabinde Demokrat Parti’yi 7 Ocak 1946 yılında kurmaları ile Türkiye’de yeni bir oluşum başlatmış oldular. Demokrasi ve liberalizmi benimsemişlerdir(3). Demokrat değimi o yıllarda pek yaygın olmadığından halk arasında Demir Kırat diye adlandırılmıştır(4).

2

İlginçtir , 27 Mayıs’tan sonra kurulan Adalet Partisi’nin ambleminin “kır at” olması Demokrat Parti’nin “demir kırat”ına göndermeydi. Ayrıca parti programında temel hak ve özgürlükler ve paralelinde dernek kurma özgürlüğü , tek dereceli seçim sistemi , grev hakkı gibi maddelerin yer aldığını görüyoruz. DP hızla örgütlenmeye başladı ama CHP bir taktik stratejisi belirleyerek , DP’nin daha fazla örgütlenmesini önlemek amacıyla 1947’de yapılması gereken seçimleri 1946’ya aldı. 1946 seçimleri “Açık oy , gizli sayım ilkesine göre yapıldı. DP 465 milletvekilliği için ancak 270 aday gösterebildi. Seçim neticesinde CHP 395 , DP 66 , ve bağımsızlarda 4 koltuk kazandılar. Fakat DP seçimde usulsüzlük yapıldığını ileri sürmesine rağmen bu yakarışı aleyhine olmuştu. Meclisteki son durumda söyle idi ; CHP 403 , DP 54 , bağımsızlar ise 8 koltuk olarak belirlenmiştir. Bundan sonra devlet idaresinde , halk iradesini ana prensip edinen DP , 7 Ocak 1947’de topladığı 1. kongrede Hürriyet Misakını yayınlamıştır. Buna göre ; demokratik olmayan ve anayasaya aykırı yasaların kaldırılması gerektiği , seçimleri yargının denetlemesini ve cumhurbaşkanlığı makamının parti liderliğinden ayrılmasını istedi. Buna karşı olarak İnönü’de 12 Temmuz beyannamesini yayınlayarak ortamı yumuşatmaya çalıştı. Fakat DP 1948 yerel seçimlerine güven duymadığı gerekçesi ile katılmadı. 16 Şubat 1950’de gizli oy , açık seçim ve yargı denetimini kabul eden seçim yasasının kabulünden sonra 14 Mayıs 1950 yılında yapılan seçime DP katılmıştır. Neticede oyların % 53.35’ini alarak 487 milletvekilliğinin 408’ini kazanmıştı. 22 Mayıs 1950’de Menderes Başbakanlığında ilk DP hükümeti kuruldu. Bayar ise Cumhurbaşkanı seçilerek parti genel başkanlığından ayrıldı. Bu dönemde ekonominin liberalleşmesi sağlandı. 1 Ağustos 1951’de Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu çıkartıldı. Arapça Ezana yeniden geçildi. DP batıya yönelik politikalar güttü. Kore Savaşı’na asker gönderdikten sonra 1952’de NATO’ya girdi. 1953 Balkan, 1955’te ise Bağdat Paktına katıldı. 1954 genel seçimlerinde 541 milletvekilliğinin 503’ünü kazandı. Fakat bu dönemde ekonominin bozulduğunu görüyoruz. Gene de seçimlerde başarıları sürdü (1957-1960). Bu iktidar döneminde muhalefetle arasındaki sürtüşmeler , üniversitelerdeki ayaklanmalar iktisadi hayatın git gide kötüye gitmesi ve ülkedeki kaos ortamı 27 Mayıs 1960 Darbesi ile sonuçlandı. DP milletvekilleri ve parti yöneticileri tutuklandılar. Milli Birlik Komitesi tarafından oluşturulan Yüksek Adalet Divanı’nda yargılandılar. Yaklaşık 1 yıllık yargılamalar sonunda 15 kişi idama , 31 kişi ömür boyu hapse , 418 kişi değişik hapis cezalarına çaptırılırken ; 123 kişi de aklandı.

Adnan Menderes , Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam olundu. Celal Bayar ve Refik Koraltan ile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir. 2002’ye kadar olan seçimlere katılsa da DP artık etkinliğini yitirmiş ve son olarak 2002 erken seçimlerine katılmamıştır(5).

Demokrat Parti Dönemi Ekonomik Durum ve Ekonomi Politikaları

1950 yılı Türkiye’de çok partili siyasal rejimin başlangıç tarihidir. 1950 yılı siyasal değişme ile beraber iktisat politikasında , iktisadi konulara yaklaşım yollarında bazı değişmeler meydana gelmiştir. 1950 yılına gelene kadar Türk ekonomisinde karma ekonomi modeli ve devlet işletmeciliği gelişmişti. 1950’li yıllarda ise NATO’ya girilmesi ile birlikte bunun ekonomiye yansıması , uluslararası işbirliği bloklar çerçevesinde belirlenmiş ve temel iktisadi düşünce ise kalkınmamış ülkeleri kalkındırmaya yönelik iktisat teorilerinden ibarettir. İşte bu dönemde özel teşebbüs lehinde bir eğilim dikkati çekmiştir. Hatta iktisadi devlet teşekküllerinden bazılarının müteşebbislere satılması düşünülmüştür(6). Bu dönemde tarım kesimi ; hızlı makineleşme , özellikle traktör kullanımındaki artış ; ürün fiyatlarının desteklenmesi ve yeni üretim alanlarının açılması ile köklü değişime uğramıştır. Bu süreçte kırsal kesimin pazara açılması ve hızlı kentleşme belli başlı sonuçlardır. Sanayi de , temel tüketim mallarının üretimine özel kesiminde katılması ile yeni bir ivme kazanıyor ve dayanıklı tüketim mallarının üretimi özlemi başlıyordu. Kısaca dışalım yerine yerli üretim sürecinin birinci aşaması tamamlanıyordu. Ancak asıl gelişme , karayollarına dengesiz bir biçimde öncelik verilmesi sonucu ulaşım ve diğer hizmet kesimlerinde oldu. Kırsal kesimin çözülmeye başlanması iç pazarın genişlemesinin yollarını da açıyordu. Pazar genişlemesi , bir yönüyle hızlı kentleşmenin doğrudan sonucuydu. Kentlileşen nüfusun gıda , giyim , eğitim ve sağlık gibi alanlardaki tüketim eğilimleri artıyor , köylerde elektrik olmaması şehirleşen nüfusa elektriklikli ev araçları örneğinde olduğu gibi , dayanıklı tüketim istemi canlanmaya başlıyordu. Bu yıllarda başlayarak izlenen “tarımsal destekleme” politikaları kırsal kesimin ekonomik ilişkilerinin aşamalı bir biçimde de olsa hızla parasallaşması sonucunu verdi. 1950’yi hemen izleyen yıllarda getirilen dışalım kolaylıkları ile dayanıklı-dayanıksız lüks tüketim ürünlerinin istemi artıyordu. Kentlileşme ve tüketim patlaması , özellikle büyük kentlerdeki konut , ulaştırma , eğitim ve sağlık gibi altyapı alanlarında arz yetersizliklerine yol açmıştı. Bunun doğal sonuçları olarak ta büyük kentlerde “gece kondu” türü konutlar , kent içi ulaşımda da dolmuş uygulaması yaygınlaşmıştır. Uygulanan ekonomi politikalarının ve bunların yol açtığı toplumsal gelişmelerin ilk sonucu , fiyat artışları , dış ödeme güçlükleri ve işsizlikle beliren ekonomik bunalım oldu. Dönem ekonomik bunalımın siyasi bunalıma dönüşmesi ile son buldu(7).

1950-1960 arasındaki dönemde büyük bir hız ve momentum kazanan tüketimciliğin sebepleri şunlardır :

• Çok partili yaşamın verdiği heyecan ve hız.
• Tarım kesiminde gelirlerin hızla artması , yeni zenginlerin ortaya çıkması ve bunların hızla tüketime yönelmeleri.
• Şehirlere göçün hızlanması.
• Kapalı ekonomiden kısmi de olsa Pazar ekonomisine geçiş.

1950-1960 dönemi ekonomik serbestide ithalat artmış ve ithalatın finansmanı da birikmiş döviz rezervlerinden karşılanmıştır. Fakat ithalatın ihracatla karşılanmaması dış ödemeler açığına ve döviz sıkıntısına sebebiyet vermiştir. Dış ödemeler açığı bu dönem ekonomisinin geleneği olacaktır. Bir kez daha belirtmeliyiz ki bunun en bariz sebebi de ithalatın ihracattan önde gitmesidir.

1950 sonrasında sistemli bir sanayileşme politikası var olmamakla birlikte iç piyasaya dönük üretim birimlerinin kurulması ile ihracatta canlanma olsa da , üretim ve pazarlama dışa dönük olmadığından ihracat geleneksel ihraç malları diye tabir olunan malların dışına ender çıkmıştır.

Bu dönem aynı zamanda geniş halk kitlelerinin yaşam standartlarına , tüketime ve gelir dağılışlarına karşı bir bilinçlilik kazandığı dönemdir. Nitekim bu dönemde işçi haklarının önemi vurgulanmaya başlanmış , işçi sendikalarının kurulması teşebbüsleri güç kazanmış , gelir dağılışında sosyal adalet ilkelerine uyulması gerekliliği gibi konular tartışılmıştır.

Dönemin sonuna doğru hızlanan enflasyon , dış ödeme zorlukları , döviz darboğazı , ithalat yapma güçlükleri ; iç üretimde aksamalara ve atıl üretim kapasitelerinin büyümesine sebeb olmuştur.

Genel olarak 1950-1960 dönemi ekonomik panoraması şöyledir diyebiliriz :

• İktisat felsefesi serbestleşme ve özel teşebbüse ağırlık verme yönündedir.
• Karma ekonomik modelin devam ettiği görülür.
• Bu dönemde tüketici kesimi ihtiyaç geliştirmiş ve talep ortaya koymuştur. Bunun tabi sonucu da tüketimcilik hat safhadadır.
• Altyapı faaliyetleri olmasına rağmen belli bir plandan yoksundur.
• Dönem sonları enflasyona , dış ödeme sıkıntılarına ve devalüasyona tanık olmuştur.

Genel olarak bir değerlendirmede bulunursak , 1950-1960 yılları arası dönemde tarımda , sanayide , hizmet sektöründe ve diğer alanlarda bir serbesti söz konusu olup liberalleşme olmuştur. Özel girişimcilik teşvik edilmiş , tarımda makineleşme süreci çok hızlı ilerlemiştir. İzlenen batı yanlısı politikalarında bu dönemden önce uygulanan siyasetin doğal sonucudur diyebiliriz.

NOTLAR

(1) N. İlter Ertuğrul , 1923 – 2008 Cumhuriyet Tarihi El Kitabı , ODTÜ yayıncılık , Ankara 2008 , s. 73-75.
(2) Ana Britannica , “Demokrat Parti” , Ana yayıncılık , İstanbul 2004 , C. VII , s. 113.
(3) Nil Türker Tekin , “Tek Parti Döneminin Sonu” , Toplumsal Tarih , Sayı 106 , Ekim 2002 , s. 67.
(4) Şevket Süreyya Aydemir , Menderes’in Dramı , Remzi Kitabevi , İstanbul 1989 , s. 127.
(5) Ana Britannica , a.g.md. , s. 113-114.
(6) Ahmet Kılıçbay , Türk Ekonomisi , Bilim Teknik Yayınevi , İstanbul 1999 , s. 103-104.
(7) Yakup Kepenek & Nurhan Yentürk , Türkiye Ekonomisi , Remzi Kitabevi , İstanbul 2001 , s. 89-90.
(8) Kılıçbay , a.g.e , s. 110-112.

Ali YILMAZ
Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi
Tarih Bölümü, Lisans Öğrencisi.
akdenizli_3589@hotmail.com

Bu yazı 3.531 defa okundu

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!