EY ÖZGÜRLÜK!
Yazan: Emrah ATİK 18 Ekim 2009
Kategori: GÜNCEL
Serbest Yazarlar’da yayınlanan Cüneyt Uzunlar’ın ‘’Nasıl Bir Platform?’’ başlıklı yazısı insanı ister istemez konu üzerinde düşünmeye sevkediyor. Bu da kalemin gücü olsa gerek.
‘’Nasıl Bir Tiyatro?’’ dan yola çıkıyor Uzunlar yazısında.
Öncelikle yazıyı okumanızı önereceğim, çünkü yazıdan uzun alıntılar yapma niyetinde değilim.
Başından sonuna katıldığım bu yazıya, hatta manifestoya bazı eklemeler yapacağım kendimce.
Sorunun çözümünde sorunun tespitinin önemi aşikar. Buradan yola çıkarsak temelde bir özgürlük sorunumuz olduğunu kabul etmekle başlayabiliriz sanırım. Bu sorunu tetikleyen güçler arasında en ciddisi artan nüfus. İnsanlık kalabalıklaştıkça muktedirler tarafından yönetilmesi zorlaşırmış gibi görünse de aksine kolaylaşıyor. Hapishanelerde yer kalmayınca dünya koca bir hapishaneye çevriliyor bu durumda. Hapishanemizin duvarları ise dinimiz, cemaatimiz, milliyetimiz, televizyonumuz, internetimiz, okuduğumuz gazete, oy verdiğimiz parti, hatta çalıştığımız işyeri vs vs…
Bu duvarları yıkabilmek adına özgürlüğü ön plana çıkaranların oluşturduğu örgütlenmeler dahi bir hapishane halini alabilme riskini taşıyor.
Herkesin yalnızca kendisine özgürlük istediği, demokrasiyi ulaşmak istediği yolda bir araç görenlerin çoğunlukta olduğu bir ülke olmanın dayanılmaz hafifliğiyle bir mizah cenneti oldu Türkiye. Ağlanacak hallere gülebilmek genlerimizde, kodu da bizde saklı.
İnsanların büyük çoğunluğunun hayatta kalabilme, aç kalmama telaşında olduğu, işsizlik oranının ürkütücü boyutta oldu bir ülkede yaşıyoruz. İş bulabilmiş insanların işini, hakkını sorgulama lüksü yok bu coğrafyada. Hemen her çalışan işvereninden ‘’ilan versem binlerce kişi başvurur’’ lafını duymuştur. Şimdi özgürlükten nasıl bahsedebiliriz?
Bir halkın hakkı olan özgürlük iktidarın lütufkarlığına bağlı bu ülkede. Hala Aşiret, Cemaat, Mürit, Tebaa gibi kavramlar gayet canlı.
Uzunlar’ın yazısından yola çıksam da yolu bir miktar çatallandırdığımın farkındayım ama temel sorun başta da yazdığım gibi aynı; Özgürlük! Şarkılarda veya şiirlerde kulağa hoş gelen bir ütopya…
Sanatta özgürlük derseniz, yine yaratıcılık ve hayal gücünde gelişmiş teknolojiyi ve ekonomik imkanları da arkasına alan muktedirlerin önümüze koyduklarını izlemiyor muyuz? Çok satan kitaplar, hasılat rekorları kıran filmler, oyunlar, reklam sektörü vs…
Özgürlük mücadelesinin düşünen beyinlere ihtiyacı var. Biraz parlar parlamaz karşı tarafa geçmeyecek beyinlere… Hayatında Marx okumadan Marksist olan solcular teori bilmeden birilerinin ”Yürü!” demesiyle eyleme geçen kalabalıklar değil artık bu ütopyanın insanlık için, tüm dünya için düşünen ve üreten beyinlere ihtiyacı var. İşin komik yanıysa bunun için de ekonomik refah lazım. Hangi beyin günde 10 saat amelelik yapıp kalanında dünyayı kurtarabilmiş?
Tiyatro hakkında kuramsal anlamda bilgim olmayan bir sanat dalı. Genel anlamda sanat için bakarsak en büyük ihtiyacın özgürlük, özgünlük ve yaratıcı süreci finanse edecek, sanatçıya zaman tanıyacak bir ekonomik koşul olduğunu baştan kabul edebiliriz. Sanatın/Sanatçının iktidarlarla ilişkisi konusuna girmeye gerek yok. Sanat kim içindir sorusu zaten artık mizah konusu oldu neredeyse. Yıllar önce okuduğum Gündüz Vassaf‘ın Cehenneme Övgü kitabında sanat/sanatçı ile ilgili bir bölüm vardı. Kiliseye bağımlı sanatçıların yapıtları karşısında cehennemi tasvir edenlerin yapıtlarındaki yaratıcılığın ön plana çıkışını anlatan bir örnek hatırlıyorum kitaptan. Kilisenin dönemin iktidarı olduğunu düşünürsek sanatçının bağımsızlık ihtiyacını anlamak kolaylaşıyor. Bu anlamda örgütlü olmanın sanat için ne kadar gerekli olduğu da tartışılabilir. Elbette günümüz koşullarında haklarınızı birbaşınıza korumanız veya elde etmeniz mümkün değil. Ama örgütlü olmanın içeriği de net olmalı diye düşünüyorum. Özgürlük adına haklarınız adına dahil olduğunuz bir örgüte özgürlüğünüz feda olacaksa bu da abes olmaz mı?
Cüneyt Uzunlar’ın yazısını okumak için BURAYA tıklayınız.
Bu yazı 0 defa okundu



















Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!