FERHAN ŞENSOY FERNAME İLE İZMİR’DE…
Yazan: Emrah ATİK 07 Mayıs 2009
Kategori: DUYURU, KÜLTÜR SANAT, Manşet
Ferhangi Şeyler adlı oyununu defalarca izlediğim, bütün kitaplarını okuduğum Türkiye’de geleneksel tiyatro – ortaoyunu ile modern tiyatronun muhtemelen en güzel bileşimini seyircisine sunan Ferhan ŞENSOY…
Kendine özgü bir dil ve mizah yaratmasıyla, entellektüel birikimiyle, muhalefetiyle, kitaplarıyla ve oyunlarıyla Türk Tiyatro sanatına ve edebiyatına büyük katkıları olan Şensoy’un Fername’yi İzmir’de oynayacağını duyunca heyecanlanmamak olanaksız.
F.Şensoy’un İzmir seyircisinin gönlünde ayrı bir yeri vardır. Sanırım bu aşk karşılıklı, öyle ki Ferhangi Şeyler’in İzmir’deki gösterimleri klasik bir Egeli hatta İzmirlinin meşhur geç kalmaları esprisiyle başlar. Ferhan Şensoy oyunu İzmir’de biraz geç başlatır ve bunun nedenlerini sıralar… Endişelidir geç kaldığı için ama organizatörler rahat olmasını İzmir seyircisinin de anca geleceğini söylerler… Şensoy oyuna geç başlamış ve sahnede bu esprileri yaparken hala da seyirci girmektedir içeriye:)

Neyse uzatmayalım ve Fername’nin tanıtımıyla başbaşa bırakalım sizi…
Ferhan Şensoy’un son mektubu… Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğüne göre ‘Fer’, ışık anlamına geliyor. ‘Nâ-me’nin Türkçe karşılığı da mektup demek. İşte adı (ferhan) sevinçli anlamına gelen ‘Kavuklu’ Türk meddahının kendi sahnesinde oynadığı son oyun ‘Fernâme’ de, ışıklı bir mektup gönderme derdinde seyircisine.
17 kitap kaleme almış, 51 oyun yazmış, Ortaoyuncu üslûbun ileri gelen temsilcisi ferhan Şensoy, artık hiç kimsenin birbirine sahici mektup göndermemesinden yola çıkarak türlü dertlerini iki perdelik ve iki kişilik bir seyirlik haline getirmiş. Elektronik postaların, internet kanalıyla yine elektronik posta kutularına yollanmasından başlayarak verdiği türlü digital mücadeleyi anlatıyor sanatçı ‘Ses – 1885 Ortaoyuncular’ sahnesinden.
Kel Hasan Efendi’den devraldığı sembolik kavuğu 18 yıldır taşıyan usta oyuncu, sahnede bildiğiniz gibi. Yine her iki ucu keskin bıçak dili, sivri saptamaları ve seyircisini kahkahalara boğan esprilerle dolu. Yalnız sahnede geçen bunca yılda, belirgin bir bezginlik eklemiş ferhan Şensoy, özgün diline. Öyle bezmiş ki; ‘Artık evden çıkasım yok, yıllardır sahnedeyim, artık hevesim yok’ diyor ve ‘Tiyatro yapasım yok, yalnızlık büyük keyif paylaşasım yok’ diye de eklemekten geri durmuyor.

Gerek yazdığı gerekse de sahnelediği sıra dışı oyunlarla; anadili Türkçe’nin dil inceliklerine dayanan mizah öğelerini kullanarak, gündelik olayları ti’ye alan Şensoy, ‘Fer-nâme’de de bu geleneği bozmamış. Eski Beyoğlu – Ses-Opereti’nin 1989′da onartılarak bu defa ‘SES-1885′ adını almış hali olan tiyatro salonunun koltuklarından görülebilecek pek çok seyir öğesi var içinden mektup geçen ‘Fernâme’de.
Oyun bir anılar/göndermeler geçidi. Şensoy; oyunun ikinci oyuncusu suflör trompetçi ile birlikte, günümüz entellektüel insanını temsilen sistemin yol açtığı yozluklardan duyduğu olağanüstü rahatsızlıkları anlatıyor sahneden. Paparazzi mantığa, kangren her türlü soruna arabeskçe yaklaşan kamu erkine, ilkesiz bir şuur içindeki siyasete ve siyasetçilere, tek sesli basına karşı bir vatandaş olmanın ferhan Şensoy’un oyunculuğunda bugünkü halinin dramatikçe anlatıldığı bir oyun ‘Fernâme’. İçi bolca ibret dolu bir oyun. Modern Türk tiyatrosunun, bütün yoksunluklara karşı kahramanca mücedele veren incisi ‘Ses – 1885 Ortaoyuncularda, size yazılmış pullu/ışıklı bir mektup onu okumanızı bekliyor. Gönderen: ferhan Şensoy!
Oyun 23-24 Mayıs 2009 Tarihlerinde İzmir Sanat’ta…
Bu yazı 127 defa okundu


















Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!