FIKRA GİBİ KİTAPÇILIK ANILARI…
Yazan: Emrah Atik 20 Şubat 2009
Kategori: KÜLTÜR SANAT, KİTAP, Manşet
Eskiden kitapçılık biraz usta çırak şeklinde yürüyen bir meslekti… Gayet de keyifliydi. Son yıllarda ise sıradan bir mağazacılık sektörüne döndü maalesef. Artık sadece kitap satan kitabevi kalmadı sanırım. Müzik ve film satışı yine kaldırılabilir bir durum ama oyuncaklar vs… Hoş daha da kötüsü var; En hiperinden bir markete girdiğinizde et but reyonunun karşısında kitap reyonu görme olasılığınız olası…
Şimdilerde her markette olduğu gibi müşteri memnuniyeti, beden dili, satış teknikleri vs iş başında… Eskiden daha keyifliydi, en azından çalışanlar açısından:)))
Aşağıda bizzat yaşadığım veya kitapçı arkadaşlarımın yaşadığı fıkra gibi anılardan bir demet var, bir miktar gülümsetmesi dileğiyle:)))
Küçük bir not eklemeliyim; Elbette müşteri ilişkilerimiz tamamen böyle değildi:))) Burada anlatılanlar iki kitapçı bir araya gelip iki bira içse anlatıp güldüğü ekstrem örneklerdir…

Geçelim anılara;
Cümleten çok sevdiğimiz, güvenlik işine bakan (ismini ifşa etmeyelim) bir kardeşimizin bitmek bilmeyen maceralarından birisi;
Hafta sonu, çok yoğun, mağazada adım atılmıyor, bunalmışız… Birden kapıda alarm çalıyor, sevgili kasiyerlerimiz müşterinin aldıklarının alarmını yoketmeyi unutmuş olmalı… Güvenlikçimiz irice ağabeyimize yaklaşırken herkesin duyabileceği bir tonda seslenir;
-Pardon, öttünüz!
Müşterimiz cevaben;
-Düdük müyüm lan ben?
…
Kitapçı müşteri anlaşamayışları…
Müşterinin ilgilendiği kitap hakkında pek doyurucu bilgi veremediğiniz zamanlarda ukalaca;
-Siz sadece satıyorsunuz galiba bu kitapları…
-Hiç olur mu? Benim geçen sene bitanesini okumuşluğum da var…
Hayalindeki mesleği icra ettiğinizi düşünen (nedense bayan) müşteri sorar;
-Buradaki bütün kitapları okudunuz mu?
Cevap;
-Manyak mıyım ben?
…
Hediye olacak kitabın etiketini en kolay çıkarma taktiğidir çakmağı yakıp hafifçe etikete yaklaştırarak yapışkan kısmı ısıtmak… Müşteri müdahale eder;
-Kitabımı yakıyorsunuz…
Cevap;
-Pardon birden faşizan duygularım kabardı kendime hakim olamadım…
…
-Bana ağır felsefi bi roman verir misiniz?
Hemen Yapı Kredi Yayınları baskısı Don Quichotte uzatılır. Birinci hamur kağıt, oldukça ağır, felsefe zaten her yerde:)))
…
Tiyatro bileti satışı…
-Ferhangi Şensoy’un tiyatrosunu alabilir miyim?
-Bilmem, alabilseniz ilginç olurdu değil mi?
-Nasıl?
-Hiç…
…
-Orhan Pamuğun bi kitap okudum hayatım değiştisi var mı?
-Kalmadı ama isterseniz Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes, elindeki gazeteyi katladı; oturduğu geniş koltuğun hemen yanındaki etajerin üstüne bıraktısı var…
-Nasıl?
-Yaaa…
Devam edebilir…
Bu yazı 492 kişi tarafından okundu.


Bilun Şen tarafından 20 Şubat 2009 19:33 tarihinde
Anılar çok güzel
Ama ben eski kitapçılar kısmında kaldım. Evet kitap artık marketlerde bile var. Bu yüzden sahaf yolu tuttuğum, bu yüzden sahaf kokusuna hayranlığım. Et kokusundan iyidir, değil mi?
Emrah Atik tarafından 20 Şubat 2009 19:38 tarihinde
Kitabevinin kokusu bile bir başkadır yahu:) Hele sahaflar…
Giderek yokoluyorlar maalesef… Belki İstanbul da yaşama şansları var ama İzmir’de zor maalesef…