Fıkra gibi kitapçılık anıları 2

Yazan: 20 Nisan 2009  
Kategori: EDEBİYAT

Yılı tam olarak hatırlamıyorum ama 1990′ların ortası… İzmir’de Kordonda eski bir vapur… Vapurda üst kat kitabevlerine ayrılmış, alt katta da hediyelik eşya standları var. Bir nevi fuar.

Biz de kalktık ortamı biraz daha cazip hale getirmek adına Can Yücel’e bir şiir dinletisi ve imza günü düzenleyelim dedik. Kabul etti geldi. O zamanlar Datça’ya yeni taşınmıştı sanırım. Üç günlük bir program yaptık kendisine. Program basit, sabah Can Yücel’i kızının evinden al, imza öncesi biraz votka, sonra şiir dinletisi, imza ve sohbet… Ardından Topçunun Yeri’nde yemek ve rakı, söyleşiye devam, akşam da şimdi adını hatırlamadığım bir bara gidiyoruz, içmeye devam ve gecenin muhtelif bir saatinde Can Yücel’i kızının evine bırak ve git eve yat…

grup47ff665faebc6İlk iki gün bu şekilde geçti. İmza da söyleşiler de gayet keyifliydi. Son gün yine aynı programı yapıyoruz. Gecenin sonu ve bardayız, Can Yücel’e ilgi yoğun tabi…

Bizim haberdar olmadığımız bir durum var yalnız, gündüz Dokuz Eylül Üniversitesinde olaylar olmuş ve polis tahmin edebileceğiniz üzere solcu gençleri hırpalayarak içeri almış. Gençler önce sağcıların satırlı sopalı saldırısına, yetmezmiş gibi polisin de joplu saldırısına uğramışlar üstüne bonus olarak da geceyi karakolda geçiriyorlar. Durum bu iken genç bir kız yaklaştı biraz sinirli bir ifadeyle,

”Can Baba Can Baba bugün arkadaşlarımızı dövdüler, içeri aldılar siz burda eğleniyorsunuz, yakıştı mı?”

şeklinde bir serzenişte bulundu.

Biz de hemen olaydan haberdar olmadığımızı, üzüldüğümüzü falan anlatmaya çalışıyorduk ki, Can Baba cevabı yapıştırdı;

”Hadi bizim haberimiz yok, ki eğlendiğimiz falan da yok ama, peki sen ne bk yiyorsun burda?”

Şimdi Can Baba’dan bir şiir eklemezsek eksik kalır bu yazı… Benim çok sevdiğim bir şiiri;

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA

Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım

Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine

Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi

Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer

Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru

Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

NOT: Anılar kuşağının ilkini merak edenler BURAYA tıklayarak okuyabilirler…

Bu yazı 110 defa okundu

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!