HOMEROS; TARİHÇİ Mİ MASAL ANLATICISI MI?
Yazan: Emrah Atik 13 Mayıs 2009
Kategori: KÜLTÜR SANAT, KİTAP, Manşet
İlyada ve Odysseia’yı okumayanlarınız dahi bilir; bir dönemi masallarla, şiirlerle anlatır ozan bu destanlarda. Peki Homeros’un klasik bir tarihçi olduğunu hayaledin. Böylesine etkiler miydi uygarlığımızı?
Önce hafızaları tazeleyelim, okul döneminizin tarih kitaplarına bir dönün, özellikle de savaşlar kısmına, hani ecdadımız yeri göğü inletiyor… Sanki bir istatistikçi gözüyle anlatılır bu sahneler, düşmanın herdaim bizden fazla olan sayısı, savaşın kaç gün sürdüğü ve sonuçları maddeler halinde gayet sıkıcı bir biçimde sıralanır. Elbette akılda kalsın diye bu tarihi sürece masallar periler katalım derdinde değiliz:) Yalnızca Homeros konusuna dönmeden önce bir kıyas olabilmesi açısından ufak bir hatırlatmaydı bu kısım…
Dönelim Homer’e; sözlü edebiyat ustası bu büyük ozan gerçekleşmiş olayları masallarla bezeyerek anlatmasaydı belki de günümüzde yalnızca kazılarda bulunan taş parçalarına anlam vermek zorunda kalacaktık. Oysa şimdi hemen her antik kentin bir hikayesi var ve bu biraz da Homer’in başarısı hatta bizlere hediyesi değil mi? Yalnızca o değil elbette ama ismi günümüze ulaşan belki de gelmiş geçmiş en büyük anlatıcı olduğu için O’nun adını verebiliyoruz şu an…
Günümüz sineması ve edebiyatına bu kadar çok malzeme olmuş başka bir isim var mıdır?
Muhtemeldir ki kitapları çok satılıp az okunanlar listesinin – yakın zamanda böyle bir liste yayınlayacağım buradan, araştırmalarım sürüyor- en başlarında yeralıyor. Okullarımızdaki özet manyaklığından nasibini almış kitaplardan.
| İlyadaHomeros |
Bu büyük ozanın adını bilmekle yetinmeyip o şaheserleri okuyan talihliler bilirler ki, orada anlatılanlar aslında insanlığın resmi olmayan tarihidir; medeniyetin de, kültürün de, edebiyatın da atalarındandır Homer ve anlatısı…
| OdysseiaHomeros |
Kitaplar hakkında yazılmış olanı yenilemek istemediğim için hemen her yaerde bulabileceğiniz tanıtım yazısını alıntılamakla yetineceğim buraya;
”Egeli büyük ozan Homeros’nun destanlarından İlyada bir olayın, Odysseia ise bir kişinin destanıdır. Çağdaş okurlar, İlyada ‘dan daha sonra yaratılıdğı anlaşılan Odysseia’yı, bir destandan çok çağdaş bir romana, bir filme benzetirler. Gerçekten de konusuyla romanı, kurgusuyla filmi andırır bu destan. Her iki destan, anlatım tekniği açısından da değişiktirler. Troya destanı olan İlyada’da olaylar düz alkışlı bir anlatımla sergilenirken, Odysseia’da anılar, öyküler, geriye dönüşler, yer ve zaman atlamalarıyla, olay içinde olayların anlatıldığı çağdaş bir roman kurgusu görülür. İlyada’da gerçek bir destandır; büyük bir olayın ve olaya karışmış pek çok kişinin insanüstü güçlerle ilişkisini anlatır. Odysseia ise, bir tek kişinin, kral Odysseus’un öyküsüdür. Troya Savaşı biteli on yıla yaklaştığı halde İthaka Kralı Odysseus, yurduna dönememiştir. Yıllardır bir adada tutukludur. Tanrılar sonunda yurduna dönmesine izin verirler. Odysseia destanı, Odysseus’un on iki gemisi ve yoldaşlarıyla yola çıkışıyla başlar, üç yıl denizlerde sürünüp, bin bir tehlikeyi savuşturmasından sonra ve ancak yirmi yıl sonra yurduna ve karısına kavuşmasıyla biter. Odysseia uygarlığımızın ilk ve belki de en ölümsüz romanıdır.”
Azra Erhat ve A. Kadir‘in Hellence aslından çevirdiği Can Yayınlarından çıkan bu iki ölümsüz esere yukarıdaki kitap kapaklarına tıklayarak kitapyurdu sitesinden indirimli fiyatlarla sahip olabilirsiniz…
Bu yazı 776 kişi tarafından okundu.



bulsara tarafından 14 Mayıs 2009 00:37 tarihinde
Mağlup tarafın yazarı olan Homerus Ellen ırkının güzü karşısında boyun eğmiş egeli bir yazar olarak yazılarında kazanan tarafı övsede mağlubun gururu ve mücadelesi de efsanelerinin baş tacı olmuştur.