I. Dünya Savaşı’nın sonunda tahtından indirilen Almanya İmparatoru Wilhelm, kendisiyle mülakat yapan bir gazeteciye, artık Avrupa’dan bıktığını, bir süre de Asya’da özellikle de Akdeniz’in pırlantası olarak gördüğü İzmir’de ikamet etmek istediğini belirtmiş. Kayzer Wilhelm ayrıca, Almanya’da seve seve içtiği kıymetli Halk rakısını, yerinde doya doya içmek üzere İzmir’e gideceğini de sözlerine eklemiş. (Yenigün Gazetesi, 14 Ağustos 1925)

Sabık Kayzer gazetenin bu yazdıklarını gerçekten söylemiş midir, yoksa muhabirin uydurması mıdır bilinmez. Ancak rakının, günümüzde olduğu gibi o yıllarda da en popüler alkollü içkilerden biri olduğu gerçektir. Ve İzmir hem önemli bir rakı üretim merkezi hem de tercih edilir bir tüketim mahallidir.

XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ticari faaliyeti hızla artan İzmir, kısa süre içinde bu yeni işlevine uygun bir örgütlenmeye uğradı. Bugünkü Kemeraltı caddesinin sınırlarını belirlediği İç Liman çevresi ticari faaliyetin gerektirdiği mekânlarla doldu. Diğer taraftan gerek bu ticari faaliyetlerle ilgili olarak kente yerleşenlerin gerekse de İzmir’e geçici olarak yolu düşenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak sektörler oluştu. Bu sektörlerin başlıcalarından biri de meyhanelerdi. 1671’de İzmir’e gelen Evliya Çelebi 200 meyhanenin varlığından söz ediyor. Bu meyhanelerde şarabın yanında arak, yani rakı da satılıyor muydu bilmiyoruz. Ancak bu iki yüz meyhanenin varlığı aynı zamanda İzmir ve çevresinde ilkel koşullarda birçok alkollü içecek imalathanesine işaret ettiği açıktır. Ayrıca Batı Anadolu’nun üzüm üretimindeki öncülüğü de, üzümün fermante edilmesiyle imal edilen rakı için uygun bir coğrafya sunduğunu ekleyelim.

XIX. yüzyılda İzmir’de ilkel damıtma yöntemleriyle rakı, şarap ve konyak yapılan çok sayıda küçük imalathane bulunduğunu biliyoruz. 1856’da İzmir hakkında bir rapor hazırlayan İngiliz George Rolleston İzmir’deki rakı üretimi için şu bilgileri veriyor: “İzmir’de çok sayıda rakı taksirhanesi (içki imal edilen yer) vardır. Bu içki kurumuş meyve yapraklarının ve anasona benzer maydanozgillerden glikanisos adı verilen bir bitkinin saplarının imbikten geçirilmesiyle elde edilmekte ve daha sonra içine alkolün eritebileceği kadar sakız katılmaktadır. Rumların ve renksiz bir içki olduğu için Türklerin en baş içkisidir ve çok ucuz oluşu ayyaşlığı teşvik etmektedir. Okkası 6-7 kuruş arasında değişmektedir”. İzmir’in ihracatında sanayi ürünü olarak alkollü içkilerin az da olsa her zaman payı vardı. Ancak içki üretiminde fabrikalaşmaya geçiş söz konusu yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşti.

İzmir’de bir rakı fabrikası kurulması konusunda ilk girişim 1861 yılındadır. Mac Rey Bowary adında bir Amerikalı girişimci, ülkesinden getirdiği özel “ruh”tan ispirto gibi uçucu özelliğe sahip bir çeşit “arak” (rakı) üretmek üzere fabrika kurdu. Ancak çoğunluğu Havra Sokağı, Maltızlar Sokağı ve Büyük Tavernalar Sokağı’nda kümelenen ve ortalama onar kişinin çalıştığı yerli rakı imalatçıları, işlerini engelleyebilecek daha büyük girişimler söz konusu olunca birleşerek muhalefet etmekten geri de kalmıyorlardı. Nitekim yerli üreticilerin vilayete verdikleri şikayet dilekçesi sonucunda başlayan incelemede, Emlak Komisyonu güvenli olmadığı ve geçerli bir kontratının bulunmadığı gibi gerekçelerle fabrikanın yasal olmadığı sonucuna vardı ve fabrikanın kapatılması kararlaştırldı.

“İzmir’de Sanayileşme” adlı kitabında Prof. Dr. Abdullah Martal’ın aktardığına göre, Aynı durum 1893’te Şarl ve Evan adlı girişimcilerin başına geldi; söz konusu kişiler İzmir’de alkol fabrikası kurmak isteyince yine Rum imalathane sahiplerinin muhalefetiyle karşılaştı ve başarısız oldu.

İçki üretiminde yeni teknoloji kullanımı 1894’de karşımıza çıkmaktadır. İzmir’in Eskipazar semtinde 1855’den beri konyak üreten Yorgi Nikolayidis Avrupa’dan ithal ettiği makinelerle işletmesini modern bir tesis haline getirdi. Dönemin gazetelerinden Hizmet Gazetesi, bu fabrikada üretilen konyağın nefis olduğunu kaydetmektedir. Aynı yıl Fransız uyruklu Vasil Kıryicis konyak, şarap, rakı ve ispirto üretecek bir fabrikayı Urla’da kurmak için gerekli imtiyazı aldı. Buhar gücüyle çalışacağı belirtilen bu fabrikanın da bütün makineleri Avrupa’dan ithal edilecekti.

XX. yüzyıl başlarında rakı üretimi tamamen gayrimüslimlerin, özellikle de Rumların ve Musevilerin elindeydi. 1918’de İzmir merkezinde bulunan 42 rakı imalathanesinin 22’si Rumların, 20’si de İzmir’e yerleşmiş olan ecnebilerin yönetimindeydi. Nif (Kemalpaşa)’de 13, Karaburun’da 3, Çeşme’de ve Foça’da bulunan birer rakı fabrikalarının da sahipleri Rum’du.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ecnebiler rakı üretimine devam ederken Rumlardan boşalan yeri Türk ve Museviler doldurdu. 1926’da yayınlanan bir ticaret yıllığına göre Hayat Rakısı, Bornova’da Çeşmeli Behçet Salih, Galip ve Lütfü Beyler tarafından üretiliyordu. İzmir razakisi ve çekirdeksiz üzümüyle Çeşme’nin ünlü anasonundan yapılan Hayat Rakısı, elli, yüz ve iki yüz dirhemlik şişelerde satılıyordu. Başlıca satış yeri de Kemeraltı’nda Sakız Bakkaliye Mağazası’ydı.

Eyüp Sabri’nin Refik Bey Çarşısı’nda imal ettiği Yıldız Rakısı’nı bütün büyük bakkallarda bulabilirdiniz. Adı Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk Pazarı olarak değiştirilen Havra Sokağı’nda üç rakı imalathanesi bulunuyordu: Yoda Alazraki’nin Ayyıldız Rakısı, Nesim Politi-İliya Alhanati ikilisinin Zevk Rakısı ve Sakızlı Mustafa Şevki’nin Sakızlının Rakısı.

Yusuf Ziya, Ziya Rakısı’nı Alsancak Bornova Sokağı’nda, Rıfat Bey, Bulut Rakısı’nı Karşıyaka Şayetse Sokak’ta üretiliyordu. Karşıyaka’da üretilen diğer bir rakı Mahmut Nedim’in Kibar Rakısı’sıydı. Ali Ulvi’nin Zeybek Rakısı Sinekli Caddesi (Yeşildere)’nde, Tire Rakısı Irgat Pazarı’nda, Muhabbet Rakısı Asmalımescit’te ve Cihanbeğendi Rakısı Göztepe’de imal edilmekteydi.

O zamanlarda da rakıdan dolayı ölümler yaşandı mı bilinmiyor. Ancak bu rakı çeşitliliği 1926 yılında çıkarılan İnhisarlar Kanunu ile sona erdi; Daha sonra TEKEL adını alacak olan devlet kuruluşu pek çok alkollü içecek ile birlikte rakı üretimini de üstlendi. Bu uygulamanın gelişme olasılığı yüksek bir sanayi sektörüne büyük bir darbe vurduğu açıktır. Tekel pek çok farklı isimde rakı üretti; Türkiye İspirto ve Meşrubat Külliye-i İnhisarı İdaresi Rakısı, İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı İdaresi Hususi Fevkalade Rakı, Ala İstanbul Rakısı, Ala Boğaziçi Rakısı, Aliyül Ala Gazi Ayıntap Rakısı, Ala Nazilli Rakısı, Aydın Rakısı, İyi Rakı, Yeni Rakı, İstanbul Rakısı, Kulüp Rakısı, vb. Bunların için de en çok tutan üretimine 1942’de başlanan Yeni Rakı oldu. Yeni Rakı’nın üretildiği Tekel fabrikalarından birinin de İzmir’de olduğunu hatırlatalım.

2000’li yıllarda alkollü içecekler üzerindeki tekelin kaldırılması ve Tekel idaresine ait işletmelerin özelleştirilmesiyle birlikte farklı markalarda rakı üretimi yeniden canlandı. İzmir adı ise bu yeni kuşak rakılarda her zaman önemli bir referans olmaya devam ediyor.

Yrd. Doç. Dr. Erkan Serçe

izmirdesanat.org‘un özgün ve imzalı, haber, yazı ve yorumlarını iktibas etmek izne tâbidir. izmirdesanat.org‘un yürürlükteki telif yasalarından doğan tüm hakları saklıdır.

Dr. Erkan SERÇE

One Comment

  • Haluk
    22 Haziran 2015

    Güzel bilgi. Bir düzeltme ihtiyacı duydum. Rakı üzümün fermentasyonuyla değil, damıtılmasıyla üretilir. İkisi ayrı şeylerdir.