Marx Genco Erkal’la Dönüyor! Davetiyeniz İzmir’de Sanat’tan
İzmirli tiyatroseverlerin yakından takip ettiği ve İzmir’deki her oyununda yoğun bir ilgiyle karşılaşan Genco Erkal Narlıdere Atatürk Kültür Merkezinde Marx’ın Dönüşü oyunuyla yalnızca bir günlüğüne sahne alacak. Ve biz İzmir’de Sanat olarak okurlarımızı, takipçilerimizi böyle kültürel etkinliklerden haberdar etmenin yanında küçük eğlenceli oyunlarla davetiye hediye etmeye devam ediyoruz. Ve şimdi AYSA ORGANİZASYON‘un katkılarıyla Marx’ın Dönüşü oyununa da bir çifti konuk edeceğiz. Davetiye kazanmak için yapmanız gereken bu yazıya yorum bırakmanız ve Facebook veya Twitter hesabınızda bu yazının linkini paylaşmak. Elbette biraz da şans… Kazanan okurumuz 21 Şubat 2011 Saat 23:00‘da sitemizden ve sosyal paylaşım sitelerinden duyurulacaktır.
İzmir’de Sanat’tan davetiye kazanan okurumuz; Erdem ERGİN. Kendisine iyi seyirler diliyoruz. Detaylar Erdem Beyin eposta adresine gönderilecektir.
OYUN HAKKINDA
Genco Erkal, yeni oyunu “MARX’ın DÖNÜŞÜ” ile kapitalist sistemi sorguluyor..
Howard Zinn‘in kaleme aldığı, Özüm Özgülgen’in çevirdiği ve Genco Erkal’ın yönetip oynayacağı “MARX’ın DÖNÜŞÜ” adlı oyun, krizle sarsılan kapitalist sistemi Karl Marx’ın bakış açısı ile tiyatro sahnesinde sorguluyor.
ABD finans piyasalarında başlayan ve ardından tüm dünyaya yayılan küresel kriz, kapitalizmin temel tezlerinin yeniden sorgulanmasına neden oldu. Küresel piyasalardaki gelişmelere paralel olarak, kapitalizmin tarihsel gelişimi ve temel tezlerine yönelik eleştirileriyle düşünce tarihinde yer edinen Karl Marx’da yeniden keşfediliyor. “MARX’ın DÖNÜŞÜ” oyunu, MARX’ın 19. Yüzyılda getirdiği kapitalizmin eleştirisinin günümüzde de temelde hala geçerli olduğunu gösteriyor.
19. Yüzyılda Londra Soho’da yaşayan MARX, “MARX’ın DÖNÜŞÜ” oyununda günümüz New York Soho’dadır. İçinde yaşadığımız dönemin ve MARX’ın yaşadığı dönemin birbiri içine geçecek şekilde yazıldığı oyunla o zamanları aydınlatmanın yanı sıra bugünlere ve bizim bulunduğumuz yere ışık tutmak amaçlanıyor.
Genco Erkal’ın yönetip, oynadığı tek kişilik oyunda, MARX’ın karısı Jenny, kızı Eleanor, dostu Engels ve siyasi rakibi Bakunin gibi karakterlerle ilgili değerlendirmeleri önemli bir yer tutuyor. MARX, yaşamıyla ilgili olaylar, Jenny ile yaptığı evlilik, Londra’ya sürülmesi, üç çocuğunun ölmesi, zamanın politik çatışmaları, İrlanda’nın İngiltere’ye karşı direnişi, Avrupa’daki 1848 devrimleri, Komünist Hareket, Paris Komünü olayları hakkında konuşuyor.
HOWARD ZINN´IN OYUN METNİNE YAZDIĞI ÖNSÖZDEN BAZI BÖLÜMLER
Komünist Manifesto’yu ilk okuduğumda on yedi yaşındaydım. Komünist Manifesto’yu bana verenlerin oturduğumuz işçi sınıfı mahallesinin genç komünistleri olduğundan eminim! Üzerimde derin bir etki bıraktı, çünkü kendi yaşamımda, ailemin yaşamımda gördüğüm her şey ve 1939’da ABD’nin içinde bulunduğu koşulların açıklaması yapılıyor, tarihsel nedenleri gösteriliyor ve güçlü bir analizin ışığıyla aydınlatılıyordu.
Babam Avusturya’dan gelmiş Musevi bir göçmendi. İlkokul dörtten terkti. O kadar çok çalışmasına rağmen eşine ve dört oğluna güç bela bakabildiğini görüyordum. Bu arada annemin de karnımızı doyurmak, üstümüze giyecek bir şeyler alabilmek ve hastalandığımızda bakımımızı sağlayabilmek için gece-gündüz çalıştığının farkındaydım. İkisinin de yaşamı sonu gelmeyen bir hayatta kalma mücadelesinden başka bir şey değildi. Ama aynı zamanda şunu da biliyordum ki, bu ülkede inanılmaz zenginlikte insanlar da vardı. Ve onlar hiç de annem babam kadar çok çalışmıyordu. Sistem adaletli değildi.1930’ların ‘Büyük Bunalım’ yıllarında, etrafımdaki bütün aileler yoksulluk ve sefalet içinde kıvranıyordu ama bu, onların suçu değildi. Kiralarını ödeyemiyorlar ve eşyaları ev sahipleri tarafından dışarı atılıyordu. Kanun da onların karşısındaydı. Gazetelerden öğrendiğim kadarıyla tüm ülkede durum buydu.
Çocukluğumdan beri iyi bir kitap okuyucusuydum. On üç yaşımdan o güne dek Charles Dickens’ın romanlarının çoğunu okumuştum ve bu romanlar içimde haksızlığa karşı bir başkaldırı uyanmasını sağladı. Kanunu da arkasına alan işverenlerin gaddarca davranışlarına maruz kalan insanlara yakınlık duyuyordum. 1939’a geldiğimizde ise John Steinbeck’in Gazap Üzümleri’ni okudum ve bu duygularım iyice güçlendi. Artık karşıma aldıklarım bu ülkedeki zenginler ve güçlülerdi.
Manifesto’da Marks ve Engels (Marks otuz, Engels yirmi sekiz yaşındaydı ve Engels daha sonra yazılanların çoğunun Marks’a ait olduğunu söylemişti) aynen benim yaşadıklarımı tanımlıyorlardı. Okuduklarım, gördüklerim, 19. yüzyıl İngiltere’sinin bir örneği ya da ‘Büyük Bunalım’ zamanının Amerika’sı değil, kapitalist sistemin ta kendisiydi. Bu sistem modern dünyada kemikleşmiş olduğu gibi, sonsuza dek sürmek zorunda değildi. Tarihin belli bir aşamasında ortaya çıkmıştı ve bir gün sahneden çekilecekti. Yerini sosyalist bir sistem alacaktı. Doğrusu bu, ferahlatıcı bir düşünceydi.
Marks’ın kapitalizmin eleştirisinin günümüzde de temelde hala geçerli olduğunu göstermek istedim. Yaptığı analizler her gün gazete manşetlerinde doğrulanıyor. Bugün çok daha vahim durumda olan, kendi zamanındaki teknolojik değişimin erişilmez hızını ve yarattığı kaosu görmüştü. “Üretimin sürekli devrimcileşmesi, tüm sosyal konumların istikrarsızlığı, sonu olmayan belirsizlik ve endişe burjuva dönemini tüm önceki dönemlerden ayırıyor. Hepsi durağanlaşan, hızla donan ilişkilerdeki eski önyargılar ve görüşler terk edilmiş, tüm yeni fikirler kemikleşmeden eskiyor. Somut olan ne varsa eriyip havaya karışıyor.” İşte Manifesto’da böyle diyordu.
“Küreselleşme” dediğimiz şeyi Marks çok açık bir şekilde görmüştü. Yine Manifesto’da şöyle diyordu: “Ürünler için sürekli genişleyen bir pazara ihtiyaç duyulması burjuvazinin dünyanın her köşesine dağılmasına neden olur. Her yerde bir yuva yapmak, her yerde yerleşmek ve her yerde bağlantılar kurmak ister… Eski yerel ve ulusal yalnızlığın ve kendi kendine yetmenin yerini her yöne doğru ulaşan ilişkiler ve ulusların birbirine bağımlılığı alır.” Amerika Birleşik Devletleri’nin son yıllarda yaptığı “serbest ticaret” anlaşmaları dünya üzerinde sermayenin özgürce akışını sınırlayan ne varsa kaldırmak için bir girişimdir. Bu da kapitalistlere dünyanın her yerindeki insanları sömürme hakkını verecektir.
Oyunda Marks’ın okuduğu gazete başlıkları onu pek şaşırtmaz. Bugün de daha geniş bir alanda devam eden büyük şirket birleşmelerini görür. Zengin ve yoksul arasında giderek büyüyen uçurumu görür. Bu sadece her ülkenin kendi içinde geçerli olan bir şey değil. Zengin ülkelerin ve yoksul ülkelerin halkları arasındaki uçurum ise durumu daha da dramatikleştiriyor.
MARX’IN DÖNÜŞÜ
Yazan:HOWARD ZINN
Yöneten Ve Oynayan:Genco ERKAL
YER : Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi
TARİH: 23 Şubat
SAAT : 20:30
BİLET SATIŞ NOKTASI: Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi Gişesi
İLETİŞİM TELEFONU: 464 76 95
GRUPLARAR İNDİRİMLİDİR!
Grup indirimi için iletişim telefonu: 0 554 587 25 66 Seyit PELİTLİ




















Özgür Taban tarafından 11 Şubat 2011 12:23 tarihinde
genco erkal, sesiyle, oyunculuğuyla en içimi titreten sanatçı. umarım gelecek kuşaklardan da nice genco erkallar çıkar..
hande katlan tarafından 14 Şubat 2011 14:51 tarihinde
bu güzel oyunu birde davetli olarak izlemek büyük keyif olur.
Burcu Demir tarafından 15 Şubat 2011 09:34 tarihinde
güzel bir oyun olacağına eminim.daha önce izmir’e gelmişti; fakat gidememiştim.bu sefer giderim inşallah..
yağmur kaya tarafından 15 Şubat 2011 14:21 tarihinde
tiyatro sahnesine sesiyle duruşuyla anlam katan,insanın içinde fırtınalar estirecek dıuguları en içten şekilde aktaran muhhteşem insan genco erkalve mükemmel bir eser izmire kadar gelmiş gitmek lazım…
Aliye Şaybakhan tarafından 16 Şubat 2011 12:12 tarihinde
yeni şehrimde ilk tiyatro oyunu açılışımı Genco Usta ile yapmak büyük bir ayrıcalık olurdu…
fulden tarafından 16 Şubat 2011 21:40 tarihinde
Ustayı ‘prensesin uykusu’ filminde izlediğimde çok etkilenmiştim.Ustanın oyunculuğu gerçekten çok başkaymış.Ben ilk defa bu filmle kendisini izleme şerefine nail olabildim.Tiyatroda da kendisini izlebilmeyi çok isterim.
Özge tarafından 16 Şubat 2011 21:45 tarihinde
Memleketimden İnsan Manzaraları’nda izlemiştim kendisini. Sahnede devleşiyor.
serdar tarafından 16 Şubat 2011 23:57 tarihinde
http://www.youtube.com/watch?v=L_VQDWK676c
Alperen KURT tarafından 17 Şubat 2011 14:38 tarihinde
Özel mülkiyetin insan üzerindeki egemenliğini neden ancak şimdi tamamlayabildiğini ve, en evrensel biçimi altında, tarihsel bir dünya erkliği durumuna neden ancak şimdi gelebildiğini görüyoruz.Teşekkürler G.Erkal.
mürsel tarafından 17 Şubat 2011 14:46 tarihinde
bu oyuna bir kaç kez gitmek istememe rağmen bir türlü kısmet olmadı…umarım bu sefer nasip olur….
smyrna tarafından 17 Şubat 2011 14:49 tarihinde
genco erkal eşittir, nazım hikmet…nazım oratoryosundaki performansıyla gönlümü fethetmiş harika sanatçıdır.
Demet DEDE tarafından 17 Şubat 2011 22:25 tarihinde
http://www.facebook.com/profile.php?id=533661381
Bu oyuna gitmeyi çok istiyorum. Umarım bana nasip olur.
Kerem Yüksel tarafından 19 Şubat 2011 13:56 tarihinde
Genco Erkal izlemek büyük bir keyif..
Özge tarafından 19 Şubat 2011 14:41 tarihinde
En son Sivas 93′de hayran kalmıştım performansına, sanata duyarlı, hayata duyarlı ender tiyatroculardan
Ayşe tarafından 19 Şubat 2011 15:25 tarihinde
Yaşadığımız yüzyılda durup izlenmesi ve sorgulanması gereken bir konu.Oyunun izlenmesinde Genco Erkal’ın olması apayrı bir etken tabi ki.
melek ayas tarafından 21 Şubat 2011 15:15 tarihinde
şiir dinlemek kadar, tiyatroyuda onunla izlemenin güzel olacağını düşünüyorum
erdem ergin tarafından 21 Şubat 2011 17:25 tarihinde
muthis oyun mutlaka izlenmeli
selin ekdur(statik mor) tarafından 21 Şubat 2011 19:28 tarihinde
İlginç bir konu ve müthiş bir oyunculuğun birleşiminden ancak bir başyapıt çıkar herhalde…
gülce sönmez tarafından 21 Şubat 2011 21:57 tarihinde
Bu oyuna gitmeyi çok istiyorum.Genco Erkal’ı Nazım’ın şiirlerini yorumladığı ‘İnsanlarım’adlı oyunda izlemiştim ve çok beğenmiştim.Marx ‘ın Dönüşü’nde de aynı performansı gösterecğini ve bize kapitalizmin çarklarının nasıl da keskin olduğunu hatırlatacağını bekliyorum.Teşekkürler Genco Erkal
ayşe gülce tarafından 21 Şubat 2011 22:02 tarihinde
umarım bilet kazanabilirim çok istiyorum bu oyuna gitmeyi
ahmet keçeci tarafından 21 Şubat 2011 22:11 tarihinde
http://www.facebook.com/#!/ahmetkececi
müthiş
yaşar çelik tarafından 21 Şubat 2011 22:13 tarihinde
yanılmadığını anlamak için izlenesi oyun.
hülya savtekin tarafından 21 Şubat 2011 22:42 tarihinde
sizi sıkı takipteyim,fırsat buldukça etkinliklere de katılmaya çalışıyorum.sayenizde izmir de kültür adına sanat adına yapılan aktivitelerden haberdar olduk,oluyoruz..İYİ VARSINIZZZZZZZZ!OLEYYYYY!
Sevilay tarafından 21 Şubat 2011 22:42 tarihinde
Harikaaa….
ercan karaca tarafından 21 Şubat 2011 22:50 tarihinde
Yaşama dair insani bir eylem klavuzu olan Marksizmin geri dönüşüyle umutlanan insanlık hallerini Genco Erkal’ın kendine özgü yarattığı sanatçı kimliğinde yaşamak muhteşem bir anı olacak İzmir e dair…
Guler tarafından 22 Şubat 2011 11:26 tarihinde
İzmir’de sanatsal faaliyetlerin artması sevincle karsılıyorum.
mürsel tarafından 22 Şubat 2011 16:53 tarihinde
kazanan kim acaba…?
Emrah ATİK tarafından 22 Şubat 2011 17:15 tarihinde
İzmir’de Sanat’tan davetiye kazanan okurumuz; Erdem ERGİN. Kendisine iyi seyirler diliyoruz. Detaylar Erdem Beyin eposta adresine gönderilecektir.
KAZIM YÜREKLİ tarafından 21 Nisan 2011 23:47 tarihinde
çok güzel bir hediye olur şu sıkıntılı günlerde
dilek tarafından 13 Ekim 2011 19:10 tarihinde
Çok güzel bir fırsat..
Nereye Gidiyoruz İzmir Sabancı K.Mer. 20:30