PARA PARA PARA…

Yazan: 15 Temmuz 2010  
Kategori: GÜNCEL

Değiş-tokuş devrinden nasıl geldik biz buralara? Yenilebilir bir bitki türünü yetiştirmek veya doğadaki hazırından toplamak ya da avlanmak sonra bunları karşılıklı değiştirmek veya paylaşmak, döviz bürosunda üzerinde bir ülkenin kahramanı basılı bir kağıdı verip yerine başka bir ülkenin sevilen simasının fotoğrafını almaktan daha mı aptalcaydı? Daha da kötüsü var deli gibi çalışıp bu kağıtlardan alıp karnını bile doyuramamak veya bir barınakta barınamamak… Çoğumuzun bir mağarası bile yok! İçimizdeki mağaralar kişisel geliştiren arkadaşların ilgi alanı zaten…

para para para

Bir zamanlar ya avlanacaktınız ya da yetiştirecektiniz ya da başka bir işe yarayacaktınız… Şimdi hiçbir halta yaramadan birçok halta yarayan birisinden daha iyi yaşama imkanı var küçük bir azınlığın... Geriye kalan aptal çoğunluk ise o azınlığa dahil olabilmenin hayaliyle yaşayıp onların uygun gördüğü bir işte çalışıyor olmadı geceleri karton topluyor veya adına şans oyunları denilen kağıtlardan dolduruyor… Hayatımız kağıtlar üzerinde… Kağıtlar için ise yakamadığımız ormanlardan ağaçlar kesiyoruz…

Bir bankadan kredi çektiniz diyelim, ihtiyacınız oldu, bir eksiğinizi tamamlayacaksınız ya da daha salakçası bir iş buldunuz para kazanacaksınız ama önce işe yakın bir ev tutmalısınız ve işe uygun kıyafetler alıp daha para kazanmadan, kazanacağınızı varsaydığınız para için borçlanacaksınız:))) Belki kağıt gelir diye biyerden kağıt aldınız daha fazla kağıt geri verme garantisiyle… Aferim! Sayenizde biraz daha ağaç kesilecek… Sonra o kağıtları bir süre işiniz aksadı ve taahhüt ettiğiniz düzende geriye veremediniz…. Bu banka denilen kurum sizden bu defa çok daha fazla ağaca malolacak düzeyde bir miktar kağıt isteyecek:)))) Çok fena canınız sıkılacak… Çünkü o kağıtlar için hayatını feda eden ağaçların yanısıra sizler de çalışmak denilen bir düzende hayatınızın büyük bir bölümünü feda ediyorsunuz… Her neyse canınız sıkıldı ya, her a(ş)kşam uğrayıp bir iki bira, sigara aldığınız ‘Noolcak bu Fenerin hali?’ tartıştığınz bakkala gittiniz likit keyif verici madde alacaksınız en günahından… O bakkal da sizden bazı kağıtlar isteyecek:)))

Bir gün atacam bakkalın önüne 80 kiloluk bir bizon, ver 80 litre likit diyeceğim, sonra da o bankaya bizonun postunu takdim edeceğim duvarlarına assınlar:)))

Sizce de ters giden birşeyler yok mu bu pek kapital düzende? Yarın dünya patlayacakmış deseniz, ‘Eyvah daha kredim bitmedi, kredi kartının asgarisini ödeyemedim’ diyecek insanlar var etrafımızda…
Barınak, sağlık, eğitim, beslenmek gibi gayet insani şeyler her insanın hakkı! En tembelinden, en aptalından, en cahilinden tutun da herkesin hakkı bunlar…
Son olarak ben kira ödemeyi de son derece salakça buluyorum Sosyal Hukuk Devleti vatandaşı olarak, ama evsahibime göre bu gayet normal hatta olmazsa olmaz birşey.
Anlatsam ona küresel ısınmayı, dünyanın halini, yokolan ormanları, kağıtların hiç olduğunu, aslolanın İNSAN olduğunu… Olmadı bir bizon da onun için avlasam:)))

Bu yazı 917 defa okundu

Yorumlar

"PARA PARA PARA…" için 2 yorum

  1. durmuş tarafından 15 Temmuz 2010 20:08 tarihinde 

    Emrahcım, kira konusunda hep aklıma gelen ve hep güldüğüm bir şey var. Bana Bir Şeyhler Oluyor’da geçiyordu sanırım. Yaklaşık şöyle.

    Oğul/ya da Kız:

    -Anne, yine ev sahibi geldi, kirayı istemeye.

    Anne:
    -Daha geçen ay vermedik mi? Her ay mı veriliyo bu?

    Aslında mühim bir soru.

  2. durmuş tarafından 15 Temmuz 2010 20:17 tarihinde 

    Yine bizzat bildik bir oyuncumuzun başından geçen bir şeyi aktarayım. Belki duyanlar vardır. Zuhal Olcay’ın Ankara’da başına geliyor. Sanırım bir one-man show’da da anlatıldı. Zuhal Olcay yolda yürüyor. Yaşlı bir kadın karşıdan ona bakarak geliyor. Burnunun dibine dek yaklaşıyor, Zuhal Olcay gülümseyerek duruyor. Yaşlı dadın soruyor:

    -Evladım, Zuhal Olcay’a ne kadar çok benziyorsunuz!

    -Ben oyum teyze. Zuhal Olcay’ım.

    -Ben de onu diyorum ya!

    Kültürler üstü bir mizah.


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!