PLAZA ÇARŞIYA KARŞI

Yazan: Tayfun Ilhan 13 Ocak 2010  
Kategori: GÜNCEL

Yanlış hatırlamıyorsam 2004 veya 2005 yıllarıydı. Haftada en az iki gün yolumun geçtiği Seferihisar merkezde yoğun bir hareketlilik vardı o gün. Bir işçi kalabalığı ellerinde kürekler kazmalar bir yanda iş makineleri, bir yanda model arabalar ve içinden çıkıp sağa sola talimatlar yağdıran şık giyimli baylar. Ne oluyoruz diye şaşkın bakışlar içinde yoluma devam eden ben, olup biteni birkaç gün sonra öğrenmiştim. Merkezdeki tek katlı dükkânlar yıkılıyormuş ve yerine yeni bir iş hanı başlanacakmış. Duyduklarımın içinde beni en çok sevindiren yeni yapılacak binanın alt katlarının dükkân ve büro, üst katının modern bir sinema salonu olacağıydı. O yıllar yok sinema olacak yok olmayacak yok iki katlı olacak yok beş katlı olacak konuşmaları içinde geldi geçti. Bina 2009’un ilk çeyreğine doğru tüm eksiklerine rağmen kısmen tamamlandı. Karşımıza çıka çıka kocaman bir kasaba plazası çıktı. Sinema yalan oldu. Bina yoğunluğu arttırıldı. İşte bu Kasaba plazası diye adlandırdığım yapı Seferihisar’ın bir kısım insanının feodal üretim ilişkilerinden sıyrılıp kapitalist üretim ilişkilerine devşirilmesinin bir simgesi olarak olanca aykırılığı ile Seferihisar’ın tam merkezine yani tamda Çarşısının ortasına bir abide gibi dikildi.

seferihisar

Mekânsal düzeyde göze çarpan değişiklikler, modern kapitalist bir toplumun oluşum sürecinde sosyo-ekonomik ve politik dönüşümlerle yakından ilişkilidir; toplumsal örgütlenmenin dönüşümü fiziki çevrenin yeniden biçimlenmesini de beraberinde getirir. Siyasal iktisat yaklaşımının önemli isimlerinden Mark Gottdiener’ın da belirttiği gibi, kent/mekân, toplumsal yapı ve süreçlerin üzerinde etkileştiği bir bağlam (yer) olduğu kadar, üretici güçlerin ve üretim ilişkilerinin de bir unsurudur. Bu bağlamda Plazanın bize anlattıklarına sosyolojik anlamda dönüp bakmak gerekiyor. Geleceğin Seferihisar’ını nasıl sağlıklı planlamalıyız ve bu planlamayı nasıl Cittaslow ruhuna devşirip dönüştürmeliyiz diye düşünmemiz gerekiyor. Plaza bize o kadar çok şey anlatıyor ki, yeter ki bakmasını bilelim. Aslında o Plaza birazda tüm Türkiye’yi anlatıyor bize;

-Gelenekçi, içine kapalı toplum yapısından sıyrılıp modern olana öykünen bir kesimi…

-Toprağa bağlı üretim ilişkilerinden kısmen sıyrılıp Kapitalist üretim ilişkilerinin belirlediği insan yapısına geçen bir kesimi

- Kırsal alanda zengin ve orta halli mülk sahibi çiftçilerin feodaliteye karşı bağımsızlığını kazanmış bir üretim biçimi sürdürmeye geçişini

-Devşirilmeye başlayan toplumsal örgütlenmede üretimin değil de tüketimin özendirildiği bir sosyo-ekonomik ve politik çekişmeye gidişi

-Turizme dönük pazarlamanın beş ve sekiz yıldızlı otellere ve buna dönük organizasyonların örgütlenmeye çalışıldığı süreci

-Doğal üretim kaynaklarının anası olan toprağa ve onu tamamlayan doğaya, çevre dostu organizasyonlara ve tarihi coğrafik dokuya ters düşen bir örgütlenmenin oluşumunu

-Slow Food (yavaş yemek) yerine Fast Food (hızlı yemek) tarzı yeme alışkanlığının yayılmasını

Bunlar gibi çoğaltabileceğimiz diğer birçok tespitlere katılan bir kesimle buna karşı olacak diğer bir kesimin kendini taraf olarak ayrıştıracağı bir çatışma sahasının başlangıcını anlatıyor o plaza bize.

Seferihisar Çarşısının tam ortasına dikilen bu Plaza aslında birazda o Çarşıyı oluşturan kesimin insanlarının ortasına bir Truva Atı misali konduruluverdi. Çarşı kesimi ilk önceleri bu Truva atını büyük bir heyecan ve olumlamayla karşıladı ve karşılamaya da devam ediyor belki. Truva atının yani Plaza anlayışının içinden çıkacak aktörler ile Çarşının aktörleri ne bağlamda eklemlenecekler bunu sorgularken önce birde Çarşıya bakmamız gerekiyor.

”Çarşı her şeye karşı’’ Beşiktaşlı bir taraftar gurubunun ürettiği anlamlı bir slogan. Sloganın Beşiktaş camiasında ki varoluş algısı ile Seferihisar’ın Çarşıyı oluşturan kesimlerinde ki varoluş algısı birbirine sadece ‘’karşı olmak’’ eyleminden öte geçmeyen bir benzerlikle bağlı. Beşiktaş’ın karşı olan Çarşısını bir kenara bırakıp Seferihisar’ın karşı olan çarşısına bir bakalım isterim. Plazaya karşı neyi ifade ediyor bu Çarşı?

-Gelenekçi içine kapalı bir ilişki örgüsünü
-Toprağa bağlı üretim ilişkileri ile şekillenen yerel üreticileri
-Düşük yoğunluklu sermaye birikimi ile daha amatörce gelişen ticaret aktörlerini
-Altyapısı oluşturulmayan sosyo-ekonomik ve siyasi değişime direnci
-Topraktan aldığı ile sermaye birikimini arttırmaya çalışan bir kesimi
-Aile ve akrabalık bağlarının belirlediği bir pazarı
-Sermaye birikimin yetersizliğinden ve yerel siyasi aktörlerin popülist yaklaşımlarından çarpık yapılaşmayı
-Yabancı olana veya ‘ötekine’ kapalı tutucu bir yaklaşımı bir o kadar da ‘ötekine’ müşteri olabilme potansiyelini taşımasından kaynaklı açıklığı
-Plaza ile çatışırken bir yandan da Plaza aktörlerine öykünen bir yapıyı

Ama işte Seferihisar’ı Seferihisar yapan tüm üretim sürecinin ve üretim ilişkilerinin o kendi doğallığı ve doğal olanın güzelliği ile yansıtıldığı, birazda o Plaza anlayışından kendini koruyabilmiş Seferihisarlıların her şeyini anlatıyor bize o Çarşı.

İşte tamda yukarıda ki sebeplerden dolayı ‘Çarşı her şeye karşı!’. Çarşının bu karşılığı içinde bir müddet sonra Plaza ve Çarşı farklılaşmasından ötürü, Plaza Çarşıya karşı sloganını duymaya başlayacağız ve bu konuda taraf olacak kesimlerin sosyo-ekonomik ve siyasi mücadelesini yaşayacağız. Bu iki farklı anlayış karşısında tarafımız ne olmalı? Önümüzde ki dönem bu ikilemin yarattığı sorunlarla yaşayacağız. Bu süreci büyük şehirler küreselleşen dünyada yıllar önce yaşadı ve bitirdi. Büyük şehirlerde Küresel kapitalizmin becerileri ile Plaza galip geldi. Bu galibiyetin sonuçları ortada. O sonuç en doğal olanın, çevrenin ve insanın tükenmesini getirdi ne yazık ki.

Seferihisar olarak bu yaşanılacak mücadelede Çarşı Plaza’ya karşı daha avantajlı bir konumda gibi. Çünkü Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’in yoğun çabaları ve vizyonu sayesinde Seferihisar Türkiye de bir ilke imza atarak Cittaslow üyeliğine resmen kabul edildi. Bu artı ile yola çıktığımızda Cittaslow anlayışını çok iyi içselleştirip Plaza-Çarşı mücadelesinde Plaza etkinleşmeden Şehr-i Eminimizin yanında olup Seferihisar Çarşısını Cittaslow anlayışına dönük olarak hızla reorganize etmemiz gerekiyor. Tabi Çarşı her şeye karşı anlayışını da bir müddet buzdolabına atarak.

TAYFUN İLHAN
DOĞANBEY
31.12.2009

YAZIYI PAYLAŞ:
  • Print
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • email
  • FriendFeed
  • Twitter

Bu yazı 990 kişi tarafından okundu.

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!