RENKLER Kİ OKUNUR…

Yazan: 27 Şubat 2009  
Kategori: EDEBİYAT, KÜLTÜR SANAT

Durmuş Akbulut ‘Resim Neyi Anlatır’da, çağının tanığı olmuş on dört ressamın yanında, tarihin ilk portrelerine ve altı ortaçağ halısına yer veriyor

John Berger, düşündüklerimizin ve inandıklarımızın nesneleri görüşümüzü etkilediğini söyler. Dolayısıyla, anlaşılır ki, bir resim, bir fotoğraf ya da herhangi bir görüntüye bakışımız hem donanımımızla ilişkili hem de hayata nerden baktığımızla… Çünkü görüntü sadece görüntü değildir. Görüntünün kendine özgü bir dili ve o dilin oluşturduğu grameri vardır. O dil ve gramer bazen ressamın ya da fotoğrafçının düşündüğünün, hayal ettiğinin çok ötesine geçer, bazen umduğunun dışında yeni yeni anlamlar yüklenir. Bu yüzden resim ya da fotoğraf sadece bakılan görülen bir nesne olmaktan öte okunan, anlamlandırılan ve hayatla ilişkisi var olan disiplinlerin iç içe geçişiyle kurulan bir anlamlar bütünüdür. Ancak bütün bu anlamların, anlatılmak istenenin dışında da resim bir yaratı olarak duvara asılan bir haz nesnesidir de aynı zamanda.

Durmuş Akbulut’un Resim Neyi Anlatır kitabı görme üzerine yeniden düşünmeyi sağlarken edebiyatı resmi anlatmak için bir tatlandırıcı olarak kullanmıyor. Resmi anlatırken daha doğrusu okurken edebiyatın sözcük gücüne yaslanıyor ve okuyucunun imge dünyasını harekete geçiriyor. Edebi güç resmi yorumlama gücünü de oldukça etkiliyor. Akbulut böylece Roland Barthes’ın, John Berger’in ve Mehmet Ergüven’in izinden yürüyor.

268035_2

Hıristiyanlık felsefesini etkileyen tablo

Resim Neyi Anlatır on altı bölümden oluşan bir yapıt. Kitap, çağının tanığı olmuş on dört ressamın yanında, Mısır’ın El Feyyum bölgesindeki kazılarda ortaya çıkarılan tarihin ilk portrelerine ve üzerinde şaşırtıcı desen ve figürlerin bulunduğu, işlenmiş altı ortaçağ halısına yer veriyor. Kitap, Jean Dominique Ingres’in en bilinen tablolarından biri olan Türk Hamamı ile başlıyor. Akbulut, tabloyu oluşum öyküsüyle birlikte tüm yönleriyle inceliyor. Hamamda resmedilen kadınların aslında rastgele tipler olmadığı, birçoğunun, ressama poz vermiş ya da bir dönem yaşamına girmiş kadınlardan oluştuğu; bazılarınınsa başka resim ve gravürlerden alınıp hamam sahnesine yerleştirildiğini en ince ayrıntısına dek anlatıyor. Dikkat çeken bir diğer tablo ise dünyanın gelmiş geçmiş en büyük natürmort ustası olarak Simeon Chardin’in Kedibalığı adlı tablosudur. Bu tablo Marcel Proust ve Diderot’nun yorumlarıyla birlikte aktarılıyor. Aslında bunun basit bir natürmort olmadığı, tüm Hıristiyanlık felsefesini özetleyen bir tablo olarak verilmek istendiği, sanatçının diğer tablolarıyla karşılaştırmalı olarak aktarılıyor. Yine en büyük anatomi çizeri olarak otoritelerce kabul gören William Bouguereau’nun İlkbahar ve Venüs’ün Doğuşu adlı iki resmi; güzellik, beden, erotizm ve dönemin Viktoryen ahlak anlayışı etkisiyle gelişen çıplaklık kavramları eşliğinde inceleniyor. Sanatçının neden sadece çocuklara ve çıplak, pürüzsüz kadın bedenlerine yer verdiği, ressamın yaşamıyla paralel bir yöntemle irdeleniyor.

Bunların dışında Akbulut kitapta, Kandinsky’nin Sarı-Kırmızı-Mavi; Delacroix’nın Halka Önderlik Eden Özgürlük, De La Tour’un Kumarbaz, Veronese’in olay yaratan tablosu Levi’nin Evinde Davet ve Fragonard’ın Sürgü adlı tablosu, yer yer göstergebilimsel, yer yer de ikonografik bakış açılarıyla inceliyor.

Kitapta ayrıksı duran ve kime ait oldukları bilinmeyen, El Feyyum portreleri ve altı adet ortaçağ halısına ait inceleme, farklı bir okuma sürecinin önünü açıyor. Firavunlar döneminde yapılmış portrelerin insana şaşkınlık verecek düzeyde mükemmelliği, portre sanatının gerçekte ne kadar eskiye dayandığının bir kanıtı. Çoğu Kahire Müzesi ve Louvre Müzesi’nde bulunan portreler, üzerlerinde bulunan ithaf yazıları eşliğinde inceleniyor.

Yine ilk kez yazar Prosper Merimée’nin keşfettiği işlenmiş altı ortaçağ duvar halısı, üzerindeki motif ve figürlerle bir döneme ışık tutuyor. Bilinen beş duyunun dışında, ‘Arzu’yu da altıncı bir duyu olarak keşfeden halıların öyküsü tüm ayrıntılarıyla inceleniyor.

Resim ve diğer sanatlar

Kitapta yer alan ressamlar bilinen sanatçılar olsa da, bu sanatçılara ve yapıtlarına getirilen yaklaşım, alışageldik geleneğin epey dışında. Genelde izlenen gelenek, ya biyografi düzeyinde ya da bu ressamlara ait tarihi arkaplandan ibaret olmuştur ancak Resim Neyi Anlatır, az da olsa bu kalıplaşmış bilgiyi aşmayı amaçlıyor. Her tür sanat yapıtına, devamında sanatın kendisine, farklı bir yaklaşım getirme ihtiyacının epeydir dillendirildiği günümüzde, tartışmalar daha çok resim üzerinde yoğunlaşmakta ve resim, diğer sanat dallarına getirilecek yaklaşım yöntemlerini belirleme adına bir model olarak seçilmektedir.

Resim Neyi Anlatır cümlesi ya da başlığı, hem bir soru hem de bir önerme olarak iddialı bir içerik taşıyabilir. Aslında bu önermeye bir alt başlık olarak ‘Resim Nasıl Okunur’ sözünü eklemekte yarar var. Zira bu kitabın tam olarak yaptığı şey de bu. Ancak bu bir ilk deneme olarak değerlendirilmeli. Çünkü okuru bir resmi yorumlamaya yöneltecek kusursuz bir yöntem sunmuyor. Sadece, o yönteme gidecek yolun ipuçlarını veriyor. Bu anlamda, gelenekten, yani sanatçının arkaplanından da yararlanarak bizzat resmin kendisini açımlamayı amaçlıyor. Bunu yaparken de dilin gücünden, yani edebiyattan bolca yararlanıyor. Bunu farklı şekilde anlatmak gerekirse, bir resmi önce parçalara ayırıyor; ardından parçaları tek tek yeniden birleştiriyor. Ancak, bir resmi nasıl parçalara ayırmak gerektiğini ve hangi yollarla yeniden birleştirileceğini bilmek, aslında tüm meselenin özünü oluşturuyor. Resim Neyi Anlatır’da temelde yapılan şey, bu, ‘nasıl’ sorusuna karşılık aramaktan ibaret.

RESİM NEYİ ANLATIR
DURMUŞ AKBULUT, İSTİKLAL KİTABEVİ, 2007

Bu yazı 180 defa okundu

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!