SAPTIRILAN KONU BİR TANE OLSA…

Yazan: 26 Kasım 2009  
Kategori: GÜNCEL

Geçenlerde bir arkadaşım Emin Çölaşan’ın bir yazısından bölüm göndermiş. Sonradan anladım ki yazı yeni değil, eskiden yazılmış bir yazı… Yazıdan bölüm şöyle: “10 Kasım hayvanları koruma günü ELİMDE bir test kitapçığı. Kırtasiye dükkanlarında ve kitapçılarda satılıyor. Bazı ilköğretim okullarında küçük çocuklara okutuluyor. Ankara`da Bir Yayıncılık tarafından basılmış ve satılıyor. İlköğretim 2. sınıflar için hayat bilgisi. Test 01 cevap anahtarı. Kitapçıkta test soruları ve yanıtları yer alıyor. İşte 9. soru:

`Hayvanları koruma günü ne zaman kutlanır?`

Yanıt şıkları şöyle:

A- 25 Ekim, B- 4 Ekim, C- 10 Kasım.`

Dikkat ediniz! Küçücük beyinlere böyle `ince` mesajlarla hangi fikirlerin pompalandığını iyi görünüz. 10 Kasım Atatürk`ün ölüm günü… Ve hayvanları koruma günü!”

Hayvanları Koruma Günü 4 Ekim, Çölaşan’ın dediği gibi bula bula 10 Kasım’ı bulmuşlar. Ama sadece 10 Kasım’la kalmamışlar, dikkat ederseniz diğer tarihte Ekim ayı ve ikisini topladığınızda da 29 Ekim çıkıyor karşımıza. Yani ne Ekimin başka günü ne de başka bir ay akıllarına gelmemiş.

Bu tip yaklaşımlar gerçekten çok çirkin ve dün de yazdığım gibi insanlar aptal yerine konuluyor. Atatürkçü olmamanın koşulu her fırsatta hakaret etmeye yada aşağılamaya eşdeğer tutulmaya başlandı. Ergenekon davası da bu konuda çok işlerine yarıyor açıkçası..

Bu “Kafes” girişimini dün yazmıştım ve yeni olmadığını da belirtmiştim. Dedim ya birileri birilerini aptal yerine koyuyor diye, aklıma birden Hrant Dink davası geldi. Hrant Dink cinayetinin öncesini anımsıyor musunuz acaba? Hrant Dink aleyhinde yazı yazan gazeteleri, köşemsi yazarları, fotoğrafına çarpı koyup da yayımlayanları!..

Bunları yazan ve yapanlar Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Radikal, Akşam, Birgün, Evrensel ve bu tip gazete ve o gazetelerde yazan yazarlar değildi… Hrant Dink’i hedef tahtası konumuna düşüren gazeteler ve yazarlar belliydi. Vakit, Zaman, Milli Gazete ve buna benzer gazetelerdi. Kimi köşe yazarlarının hedefi haline gelmişti, bütün yazılar arşivlerde duruyor.

Şimdi yapılan ne peki, sanki o yazıları hiç yazmamışlar, çarpı konan fotoğrafları hiç yayınlamamışlar gibi bütün olay yine Ergenekon’a ve “Kafes” darbecilerine ait. Dinci gazete ve yazarımsılar hiçbişey yapmamışlar ve yazmamışlar bu konuda sanki… Bu kadarına ayıp diyeceğim, ama ayıptan anladıklarını sanmıyorum…

link_resim.php

Bana sanki AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la, Genelkurmay Başkanı arasında yeni bir sır gibi saklanan Dolmabahçe anlaşması yapılmış gibi geliyor. Bunu ortaya çıkarmak zor, ama bunca darbe dosyasına karşın Genelkurmay Başkanı’yla AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı dili kullanmaya başlamaları ve “Taraf Gazetesi’ne kızmaları…” bu yaklaşımı yapmama neden oluyor.

Sanki birbirlerine “Birbirimize dokunmayalım, bundan ikimizde zarar görüyoruz…” demişler gibi geliyor… Yakında “Kur’an kursuna gitme yaşı” küçültülecek yada en azından bu öneri meclise getirilecek. Son dönemde dinlemelerle beraber AKP hakkında soruşturma başlatıldı, bu çabalar da bu dosyaya eklenebilir. Kur’an öğrenmeyi 5-6 yaşlarına indirmek düpedüz şeriatçılıktır. Böyle bir kapatma davası tekrar yaşanabilinir, işte tam da orada Anayasa Mahkemesi’ndeki askeri üyeler önem kazanıyor. Aynı eski kapatma davasındaki gibi yeniden pazarlıklar yapılıyor gibi geliyor bana…

Bu arada Ergenekon davalarının hiçbirinde yer almayan Havacılar var, ya bu darbe girişiminden muaf tutulmuşlar yada yakınlarda bir hava dosyası patlayacak… Ben hazırlıklıyım… 40 yıl önce askerliğini havacı er olarak yapan ağabeyime sordum, hiç haberi yokmuş…

Not: Yazı daha önce Ahmet Nesin’in Blogunda yayınlanmıştır.

Ahmet NESİN

Bu yazı 18 defa okundu

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!