19.yüzyıl, birçok açıdan Osmanlı yöneticisinin batılı reformlar gerçekleştirdikleri yüzyıl olmuştur. Yönetim anlayışından, askeri düzenlemelere, eğitime, sağlığa varıncaya değin köklü ilk batılılaşma hareketleri yaşanmıştır. Kuşkusuz bu değişim günlük yaşama ve dolayısıyla kent yaşamına yansımıştı. İzmir gibi 17. Yüzyıldan beri batılıların yoğun ticari faaliyetler yürüttüğü bir antrepo kentte bu batılılaşmanın ilk izlerini veren Osmanlı kentleri arasındaydı. Çalışmamızda bu kapsamda, İzmir’in karargah merkezi olan Sarı Kışla’ya değineceğiz.

Klasik Osmanlı sisteminde savunma sistemini çok büyük olmayan ve genelde kent dışında bulunan kaleler oluştururdu. “En önemlilerinden hepsi 16. yüzyıldan önceki döneme aittir.” Ancak özellikle 18. yüzyılda etkinliğini iyice arttıran modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin sonucunda öncelikle askeri sisteminde ortaya çıkan değişimler sonucu yeni bir bina tipi Osmanlı’da inşa edilmeye başlandı. Bugün bilinen tüm kışla yapıları 19. yüzyıla tarihlenmektedir. Osmanlı ordusu daha önceki dönemlerinde dirençli profesyonel ordu, çadır ve ashap barakalarla iyi düzenlenmiş arazilerde devamlı olarak kurulmuştur. Oysa Avrupa tipi kışlalar 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla birlikte yapılanan yeni ordu için, kentin en merkeze yakın art alanında inşa edilerek Osmanlı’nın modernizme geçişinin simgesini oluşturmak adına inşa edilen anıtsal eserler olarak karşımıza çıkar. İşte bu hareketin sonucu doğan ve İzmir’de yapılan Kışla-i Humayün ya da Tabiye-i Humayun adıyla da bilinen Sarı Kışla’dır.

İzmir ya da Smyrne, kuşkusuz Osmanlı’nın batıya dönük en batılı kentiydi. 17. yüzyıldan itibaren nüfusunda gözle görülür bir gayrimüslim-batılı barındırmaktaydı. 19. Yüzyılda Doğu Akdeniz’in en işlek limanlarından biri olup ticari aktivitesi patlama noktasına gelen İzmir, neredeyse her batılı milletten gemilerin yanaştığı, nüfuslarının bulunduğu kolonyal bir kent olmuştu. Bu da kent kimliğine gözle görülür bir batılı ifade katması demekti. Osmanlı’nın da kabul ettiği batılılaşma hareketi sonucu yeni askeri sisteme uygun bir karargah merkezi yapılması kaçınılmaz olmuştur.

Bu aynı zamanda İzmir konak meydanının da bir kent merkezi olması yolunda atılan bir adımdı. Çevresinde yer alan kamu yapıları ile Avrupa’da ki benzerlerinden pek bir farklı değildi. Osmanlının askeri gücünü simgeleyen Sarı Kışla, yeni batılı anlayışa göre düzenlenen Hükümet Konağı, kalabalık bir ticaret kentinde olması kaçınılmaz depo binaları ile çevrelenen konak meydanının merkezinde yer alan anıtsal kule ile başarılı bir meydan yaratılabilmişti.

Yapımına  Yapımına, Sultan II. Mahmud’un 15 Haziran 1826 tarihinde Yeniçeri Ocağını kaldırıp, Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı modern askeri örgütlenmeyi kurduğu aşamada bizzat padişah emri ile görevlendirilen İzmir muhafızı Kelami Hasan Paşa, şehrin mimarlarından ve mühendis halifesi Mahmut efendi ve kadı efendinin ön çalışmaları sonucu başlanır.1827 yılında başlanan Sarı Kışla 1829 yılında bitirilmiştir. Adını yapımında kullanılan tasların renginden almıştır. Yapımında kıllanılan bu taşlar Kadifekale’den ve antik devirden kalma amphitiyatrove stadyumdaki kesme mermer taslardır. Üç katlı kagir bir bina olarak inşa edilen bu yapının arka tarafı askerlerin eğitimlerini gerçekleştirdikleri talim alanı olarak düzenlenmiştir. Yapının uzunluğu 230 metreyi bulurken 6000 kişi kapasiteli olup İzmir’in bu kısmında bir duvar halinde kıyıyı kapatıyordu. Bina yapılmadan önce merkez tarafından binanın yerinin bilhassa denize yakın bir yerde olması istenmekteydi. Bunun sebebi binanın heybetinin ve büyüklüğünün denizden hissedilmesinin istenmesiydi.

Kışla yapılmadan önce alanda yer alan binalar istimlak edilmiş ancak kazanılan alan yetersiz kaldığı için 13 mt. genişliğinde denizde dolgu yapılmasına karar verilmiştir. Bu uygulama nedeniyle bölgeye uzunca bir süre “dolma” denmiştir. Kıslanın yapıldıgı doldurma alanda temel atılmadan önce çok sayıda zemine ağaç kazık çakılmıştır.” Bu açıdan da Sarı Kışla _İzmir’de kullanılan ilk kazık temelli bina olarak karşımıza çıkmaktadır. Konak metro inşası sırasında bu kazıklara ulaşılmış olup Apikam’a teslim edilmiştir. “ U” planlı bir görünüme sahip olan Sarı Kışla, İzmir’in Osmanlılar tarafından yaratılmış modern bir yüzü idi. Kentte meydana gelen kutlamalar, gösteriler hep kışla kapısının önünde gerçekleştirilmekteydi. 1901 yılında açılan Saat Kulesi’de bunun tipik göstergesidir. Ana kapıya paralel şekilde konuşlandırılan kule artık meydanı meydan yapan tüm unsurların var olduğunun işaretidir.

İzmir tarihinde, temelinin atılışından yıkıldığı zamana kadar hizmet verdiği 128 yıl boyunca önemli yer tutan Sarı Kışla, yıkımından sonra geçen yaklaşık elli yıl boyunca şantiye görünümünde kalan Konak alanının sonradan deniz doldurularak kazanılan kısımlar dışında- tamamı ile SSK Blokları’nın bulunduğu adayı da içine alan bir araziye sahiptir. Ağız tarafı denize dönük, geniş bir “U harfi”ne benzeyen üç katlı ana binanın birinci bloğu, deniz yönünden bakıldığında Saat Kulesi’nin sağ tarafında kalan Subay Gazinosu ile başlayıp, meydana bakan cephesi oldukça süslü ve balkonlu komutanlık binası ile devam edip Kemeraltı girişine kadar uzanır. Bu bloktan günümüzdeki Varyant girişine doğru birbirine paralel iki blok birden görülür. Denize yakın olan blok sözünü ettiğimiz U harfinin taban kenarını oluşturur. Yaklaşık elli metre ardındaki blok ise önündekinin en az iki katı uzunlukta olup günümüzdeki Milli Kütüphane Caddesi’nin Kemeraltı girişinden itibaren sağ kenarının tamamı boyunca uzanan yine katlı otoparkın karşısına düşen bir noktadan sağa doğru kavis çizerek uzanır. Günümüzdeki Mithat Paşa Caddesi’nin yapımına başlandığı zaman Karataş’a doğru uzanan yolun başlangıç kısmında aldığı büyük kavis sözü geçen bloğun biçimi belirler. Caddenin günümüzde Güney Deniz Saha Komutanlığı binası önünde sağa doğru döner biçimli olması ilk yapılışta Sarı Kışla’nın duvar gibi tam karşıda dikilmesindendir. Arkadaki ikinci blokta, bir yük katarının vagonları gibi sıralanmış, farklı yükseklikteki bir düzine civarında ve bazıları komutanlık tarafından kullanılan bazıları da gelir getirmesi için kiralanan binalar bulunmaktadır. Bu uzun bloğun ortalarına denk gelen bir noktasında, önündeki ana binanın denize doğru uzanan üçüncü kenarı vardır. Dolayısı ile bu biçimde bir yapı dizisi ile Sarı Kışla iki büyük alana sahip olur. Bunlardan “U harfi”nin içinde kalan ve denize kıyısı bulunan alan genellikle törenler için, arkadaki uzun blokla ana yapı arasında alan daha büyük alan ise talim için kullanılırdı.

Avlunun hemen ortasında saat kulesi ile aynı tarihlerde inşa edilmiş oldukça süslü bir çeşme yapısı yer almaktaydı. Yunan işgal döneminde birliklerin ilk çıkartma yaptıkları bu alanda çekilen fotoğraflarda çeşme yapısı rahatlıkla görülmektedir.

Ancak tüm bu mimari ve fonksiyonel kimliğine rağmen meydanın gelişim çizgisi içinde kışlanın işlevi zamanla küçültülmüş, önce 1940’lı yılların basında kışla avlusunun büyük bir bölümü yola dönüştürülmüş, bu yolun kışla duvarı karsısına da Ankara Palas Oteli olmak üzere yüksekliği Hükümet Konağı ve Sarı Kışlayı geçmeyen yeni binalar yapılmış, 1950’lı yılların sonuna gelindiğinde ise bina dönemin belediyesi tarafından yıkılmıştır. Böylece Konak Meydanını çevreleyen en önemli yapılardan biri de yok olmuştur.

Kent tarihinin en önemli olaylarına tanıklık eden böylesi bir binanın yıkımı elbette derin bir üzüntü yaratmanın dışında kent belleğinden büyük bir parçanın silinmesine sebep olmuştur.

Ali ÖZKAN
Dokuz Eylül Üniversitesi
Klasik Arkeoloji
Yüksek Lisans Öğrencisi

Kaynakça

Çınar Atay, İzmir’in İzmir’i, Esiad Yayınları 1993
Çınar Atay, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İzmir Planları, Yaşar Eğitim ve Kült. V. 1998
Bülent Şenocak, Levant’ın Yıldızı İzmir, Şenocak Yayınları 2008
M. Deniz Tibet, 19. yüzyıldan günümüz dönemine İzmir’de yaşanan sosyal, ekonomik değişimler çerçevesinde Konak Meydanı’nın Geçirdiği Evrelerin İncelenemesi, Gazi Ünv. Y. Lisans Tezi 2005
Yaşar Ürük, Kemeraltı’nın Başladığı Nokta; Konak
Rauf Beyru, 19. Yüzyılda İzmir’de Yaşam, Litaratür Yayıncılık 2000
Evvel Zaman İçinde İzmir, D Yayınları 2009
Hikmet Yılmaz, Cama Yazılan Tarih, İzmir Ticaret Odası 2007

Ali ÖZKAN

4 Comments

  • evren ünlü
    30 Mart 2011

    Çok güzel olmuş ellerine sağlık, sarı kışlayı yıkan zihniyetede yazıklar olsun.

  • İlhan Pınar
    02 Nisan 2011

    “İzmir ya da Smyrne, kuşkusuz Osmanlı’nın batıya dönük en batılı kentiydi. 17. yüzyıldan itibaren nüfusunda gözle görülür bir gayrimüslim-batılı barındırmaktaydı. 19. Yüzyılda Doğu Akdeniz’in en işlek limanlarından biri olup ticari aktivitesi patlama noktasına gelen İzmir, neredeyse her batılı milletten gemilerin yanaştığı, nüfuslarının bulunduğu kolonyal bir kent olmuştu. Bu da kent kimliğine gözle görülür bir batılı ifade katması demekti.”
    Buradaki “en batılı kent” ve “batılı ifade katması” gibi tanımlamalar çelişkili ve kafa karışıklığına yol açan yol açan ifadeler olmuş. Paragraf içinde geçen “kolonyal” kavramı zaten sömürgeciliğe aittir. Selanik, Beyrut, İskenderiye ve Trabzon gibi kentlerde de bu gibi görüntüler ve kent birimleri ortaya çıkmıştır. Bu özellik o kentin batılı olduğunu değil, sömürge kenti olduğunun göstergesidir. Onun içindir ki İzmir ve diğerleri hiçbir zaman “batılı” olmamış. Batı’nın dünya egemenliğine giden yolda gereksinimleri doğrultusunda şekillenen kentler olmuştur. Batı’nın bu ihtiyacı ortadan kalkınca birer çöküntü haline gelmişlerdir. Anılan dönemde İzmir Körfezi’nde sadece ticaret gemileri değil, 1797’den itibaren I. Dünya Savaşı’na kadar dünya egemeni milletlerin savaş gemileri olmuş ve bu gemilerin topları kentin Türk Mahallesi’ne çevrili olduğu halde ateş etme yetkisiyle donatılmışlardır. Böyle bir kent için “Batılı” ifadesini kullanmak birçok açıdan yerinde bir ifade değildir. Bu sürecin nasıl işlediğini bilmekte ve kavramlar üzerinde düşünmekte yarar var. Bu durumu en veciz yine Batılılar ifade etmiştir: “Biz Hindistan ve Çin deneyimlerinden sonra İzmir’de iktidarı yerel güçlere bıraktık. Biz sadece kentin ekonomik gücünü elimizde tutmakla yetindik. Ama zaten ekonomiyi elinde tutan güç iktidarı da yönetiyordu.”

  • Ali Özkan
    02 Nisan 2011

    Sevgili Hocam,

    yazımı okuyup eleştirmeniz beni çok mutlu etti. Sizin kitaplarınız beni İzmir’e farklı bakmamı sağlayan eserlerdir. Eleştirilerinizi dikkate elbette alıcam hocam.

    İyi çalışmalar diliyorum.

  • Yusuf
    04 Temmuz 2016

    Sarı Kışla’yı yıkmak resmen cinayettir. Orayı yıkanlar ve o yıkımdan rant sağlayanlar şimdi öbür taraftadır. Tarihsel mirasımızı yok eden bu canilerin, mekanı cehennem oldun.
    Beddua ile anıyoruz.