Sinemanın Ve Edebiyatın Klasik Polisiyeleri

Yazan: 17 Mayıs 2009  
Kategori: EDEBİYAT, Manşet, SİNEMA

Şimdi burada arabada oturup hamburger tüketen kocaman göbekli Amerikan polislerinden bahsedeceğimi zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Polisiye demek oradan oraya koşuşturan, peşine takılmış kadına aptal ayakbağı muamelesi yapan, en az bir iki Uzakdoğu dövüş sanatının uzmanı pek yakışıklı kahramanın maceraları demek değildir!

Oldukça göbekli, mizah anlayışı gelişmiş ve Amerikalı olmayan, son derece zeki polisiye kahramanları da vardır ki bunun hem edebiyattaki hem de sinemadaki karşılığı Hercule Poirot’dur.
nilde-olum
Sinemaya birçok macerası uyarlanan bu kahramanı birçok oyuncu canlandırsa da sanırım Peter Ustinov kadar izleyicinin gönlünde taht kuranı yok.

Klasik polisye sevdam çocukluğumda TRT’nin cumartesi geceleri yayınladığı polisiyelerle başladı sanırım. Hepiniz bilirsiniz herhalde; Devasa bir şatoda toplanan ünlü dedektifler, yemek masasında işlenen cinayet… Herkes zanlıdır, herkesin maktulü öldürmek için yeterli nedeni vardır ama adamı kalkar şatonun uşağı öldürür:) Olay örgüsünden çok akıl yürütmelerin filmi sürüklediği bu tarza hayran kalmamak mümkün mü? Hele o dönemde daha efekt nedir bilmediğimiz, bilgisayarın bize çok uzak, Facebook’un keşfedilmemiş olduğu düşünülürse…



Yaşı ermeyenlere taş devrinden bahsediyorum gibi gelebilir ama değil, şunun şurası bizim Fenerbahçenin kazandığı son Türkiye Kupası zamanları:) (Bu arada ben de Fenerbahçeliyim, başkası yapacağına ben yapayım dedim espriyi)

Ve elbette unutulmaz Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u var… Sanırım Morgue sokağı Cinayeti’yle başladığını varsayabileceğimiz polisiye türünün edebiyattaki doruk noktası diyebiliriz Holmes’e…
sherlock
Afyon kullanan, sıradışı, küçük detaylardan büyük sonuçlar çıkarabilen deha sınıfına koyabileceğimiz Holmes’un maceralarında da pek gürültü patırtı yoktur. Bir zanlının şapkasındaki aşınmadan karakter tahlili yapabilecek kadar insan psikolojisi uzmanı, çözülemez olaylarda başvurulacak kadar ün yapmış bir kahraman… Piposu ve şapkasıyla bütünleşen bu kahramanın sinema uyarlamalarını çok beğenmesem de Doyle’un o harukulade kitaplarını hala döner döner okurum… Özellikle yaz ayları için idealdir tavsiye ederim genel anlamda polisiyeyi, özel anlamda Holmes’un maceralarını ve Christie kitaplarını…

Ve son olarak polisiyenin mizahı hatta kara mizahı olur mu sorusuna cevap olarak Pembe Panter…
pembe-panter
Sakar, Fransız, oldukça aptal, son derece komik ama yine de kendi çapında bir karizması olan ve bir şekilde ismini dünyaya duyurmuş dedektifimiz Clouseu… Türlü sakarlıklarına hatta aptallığına rağmen bir şekilde olayların çözülmesini sağlayan, baş düşmanına her zaman farkında olmasa da zor anlar yaşatan, aslında dünyayı yokedebilecek kapasitede olmasına rağmen kendisini tanımayanlar için bir kahraman bile sayılan Clouseu’yu son zamanlarda Steve Martin canlandırsa da beyaz perdede siz Peter Sellers’ın başrölünü oynadığı Pembe Panter serisini tercih ediniz…

Bu yazı 176 defa okundu

Yorumlar

"Sinemanın Ve Edebiyatın Klasik Polisiyeleri" için 1 yorum

  1. Bulsara tarafından 17 Mayıs 2009 02:33 tarihinde 

    Pembe Panter serisinde her ne kadar Recep İvedik tarzı :) bir komedi olarak adlandırılsa da Peter Sellers ve Blake Edwards ın birlikteliğinin verdiği o dayanılmaz haz ne yazık ki Steve Martin le olmuyor. Oysa ki Steve Martin de çok sevdiğimiz biri. Fakat Peter Sellers’ın kalplerimizdeki hatırası mıdır yoksa günümüz Pembe Panter hikayelerinin hollywood klişelerine boğulmasımıdır bilmem eski filmleri defalarca izlerken yeni seriyi 1 kere bile izlemek artıyor :(


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!