16. İzmir kitap fuarında “Kardeş Edebiyatlar” söyleşisi

11 Nisan 2011  
Kategori: EDEBİYAT

16. İzmir Kitap Fuarının açılış gününde ilginç konusu ve katılımcılarıyla tüm okurların ilgisini çekeceğini düşündüğümüz Kardeş Edebiyatlar panelini kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz. Devamını oku

2010’un En İyi Kitapları, Albümleri Ve Filmleri

13 Ocak 2011  
Kategori: KÜLTÜR SANAT, Manşet

Yorumlar Kapalı

2010’un En iyilerini edebiyat profesyonellerine, müzik eleştirmenlerine ve sinema endüstrisinden isimlere sorduk; yanıtları virgülüne dokunmadan sunuyoruz. Devamını oku

Evet, Kürt romanı varmış…

11 Ocak 2011  
Kategori: EDEBİYAT

Abidin Parıltı ve Özlem Galip 15. yüzyıldan günümüze bu edebiyatın bir resmini çizmişler. Sonrasında ise Kürt romanında önemli köşe taşı olan, dünyanın dört bir yanından yirmi Kürt yazarın elliden fazla eserini incelemişler


Bir Kış Masalı adlı bir tiyatro oyunu ülkede Kürtçe sahnelenirken, yıllarca yasaklanıp çevirmeni Mehmet Emin Bozarslan, İsveç’te otuz yıllık bir sürgün hayatına mahkum edilen Klasik Kürt Edebiyatının kurucu eseri ‘Mem û Zîn’, Bakan’ın önsüzüyle Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıkarken, TRT Şeş aralıksız Kürtçe yayınına devam ederken, varsın mahkemeler bu dile hala ‘bilinmeyen dil’ muamelesi yapsın; dil akışkandır, cıvaya benzer, bir yol bulur yatağını yapar; dil bölücüdür, varlığına sahip çıkar, kendisini biricik yapar; dil haysiyetlidir onurunu çiğnetmez… Devamını oku

Yazgının odaları

07 Nisan 2009  
Kategori: EDEBİYAT

Tayfun Pirselimoğlu yazarlık serüveninde kendi önermesini oluşturmuş ender yazarlardandır. Bize ister masallardan, çöllerden, insanın ıssızlığından, ister geleceğin kaotik dünyasından söz etsin, her defasında erki ve iktidarı hedef alır. ‘Otel Odaları’nda ise keskin bir gerçeklik duygusuyla örülmüş. Diğer yandan alegorilerin fantastik dünyasında, olabildiğince sahici ve yalın öyküler anlatır bize, size, onlara

Tayfun Pirselimoğlu edebiyatımızın üretken yazarlarındandır. Sadece üretken bir yazar olarak kalmaz Pirselimoğlu, aynı zamanda kendi üslubunu, dilini ve yörüngesini de oluşturmuş bir yazardır da. Pirselimoğlu konularını bazen masalların uçsuzluğundan bazen de gelecekten alır ama her defasında bugünü işaret eder. Çöl Masalları’nda, Malihulya’da, bize yolculuklardan, bu dünyadan kopuştan, masalların fantastik gerçekliğinden söz etti. Her defasında yolculuk vardı. Çünkü yolculuklar insanın kendini aramasıydı, araması ve en sonunda her ne ararsa arasın kendini bulmasıydı (Simurg, Mantık-El Tayr ve bilumum kadim masallara bakınız). Şehrin Kuleleri’nde ise bu defa masallardan değil gelecekten söz etti. Geleceğin kaotik dünyasını, sistemlerin kendini yeniden oluştururken insanı hepten yok saymasını anlattı. Yine sözlü kültür geleneğinden yararlandı. Elimizdeki Otel Odaları için ise Pirselimoğlu’nun günümüzde geçen ilk eseri diyebiliriz.
Devamını oku

KÖTÜLÜĞÜ YAZMAK

07 Mart 2009  
Kategori: EDEBİYAT, KÜLTÜR SANAT

ktlk

Andre Gide ile yapılan bir söyleşide, İsviçre’de neden büyük romanın olmadığı sorulur. Gide, çünkü orada cinayet yok, der. Bu cevap, genelde sanatın özelde ise yazının neyin üzerine temellerini kurduğunu ve yükseldiğinin de işaretidir. Cinayetin, kötülüğün ve haksızlığın olduğu yerde sanat bütün görkemiyle ortaya çıkar. Salt iyiliğin işlendiği, her hareketin iyilikle karşılık bulduğu bir sanat düşünülemez. En basit anlamıyla “dramatik öz” ün bir gereğidir bu. Sanat öz olarak iyiliği değil kötülüğü anlatır-bu özdeki “çatışma”dan da kaynaklanır- Fakat iyiliğe çare olmak ister. Devamını oku

RENKLER Kİ OKUNUR…

27 Şubat 2009  
Kategori: EDEBİYAT, KÜLTÜR SANAT

Durmuş Akbulut ‘Resim Neyi Anlatır’da, çağının tanığı olmuş on dört ressamın yanında, tarihin ilk portrelerine ve altı ortaçağ halısına yer veriyor

John Berger, düşündüklerimizin ve inandıklarımızın nesneleri görüşümüzü etkilediğini söyler. Dolayısıyla, anlaşılır ki, bir resim, bir fotoğraf ya da herhangi bir görüntüye bakışımız hem donanımımızla ilişkili hem de hayata nerden baktığımızla… Çünkü görüntü sadece görüntü değildir. Görüntünün kendine özgü bir dili ve o dilin oluşturduğu grameri vardır. O dil ve gramer bazen ressamın ya da fotoğrafçının düşündüğünün, hayal ettiğinin çok ötesine geçer, bazen umduğunun dışında yeni yeni anlamlar yüklenir. Bu yüzden resim ya da fotoğraf sadece bakılan görülen bir nesne olmaktan öte okunan, anlamlandırılan ve hayatla ilişkisi var olan disiplinlerin iç içe geçişiyle kurulan bir anlamlar bütünüdür. Ancak bütün bu anlamların, anlatılmak istenenin dışında da resim bir yaratı olarak duvara asılan bir haz nesnesidir de aynı zamanda. Devamını oku

Hayat berbat, gel bu eli saymayalım*

24 Şubat 2009  
Kategori: EDEBİYAT, KÜLTÜR SANAT

hayat-berbatHayat berbat, ölüme yazgılı, sefil ve çaresiz. Güneş başkalarının üzerinde parlarken onlara haram ve duraksız ecel terleri döken antikahramanlar… Leo Malet, bilinen polisiye klişelerinin dışındadır ve budur. Öteki ve acımasız hayatları anlatır. Onların uzağında ve mesafeli durarak değil tam da onların içinden ve onların öfkesini kuşanarak. Genel olarak bilinen toplumsal değerleri ve ahlak anlayışlarını bir tarafa bırakarak en dipte olanın peşine düşer. Suçun en acımasız biçimini anlatırken bile antikahramanlarına şefkatle yaklaşır ve onlarla empati kurmamızı sağlar. Devamını oku