Sait Faik Hikâye Armağanı Ahmet Büke’nin oldu!
Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 57. Sait Faik Hikâye Armağanı‘nın sahibi Kumrunun Gördüğü adlı kitabıyla Ahmet Büke oldu.
Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 57. Sait Faik Hikâye Armağanı sahibini buldu. Doğan Hızlan başkanlığında toplanan; Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Jale Parla, Murat Gülsoy, Metin Celal ve Beşir Özmen’den oluşan jüri, oybirliğiyle bu yılki ödülün Kumrunun Gördüğü adlı kitabıyla Ahmet Büke’ye verilmesini kararlaştırdı. Devamını oku
İzmir’in öykücü ve romancıları
17 Nisan 2011 Hülya SOYŞEKERCİ
Kategori: EDEBİYAT, Manşet
İzmir öykü ve romanda tükenmeyen bir kaynak. Bu verimliliğin sebebi, İzmir’in özgürlüklere daima açık olan toplumsal altyapısı
Tarihin eski çağlarından günümüze kadar İzmir, Ege’nin mavi dalgalarını selamlayan güneşi, kalpleri dolduran imbatı, insanların kaynaştığı hareketli limanıyla bölgenin canlı, yeniliklere açık kenti olmayı sürdürdü. İzmir, dinamizmi sayesinde birbiriyle kaynaşan birçok uygarlığın, dilden dile aktarılan mitosların, destanların, halk anlatılarının kaynağı oldu yüzyıllarca. Bu potansiyel, süreç içinde öykücülüğümüz ve romancılığımızın gelişiminde önemli rol oynadı. Devamını oku
DERİ ALTINDA KIYMIK GİBİ ACI
02 Şubat 2011 Melisa Ceren HASMADEN
Kategori: EDEBİYAT
“İhtişam baktığın şeyde değil bakışında olmalı.”
André Gide
Edebiyatımızda öykücülük adına kurak bir dönem yaşanıyor. Biraz yayıncıların satış kaygısının, biraz da yazarların okunurluk, bilinirlik endişelerinin kurbanı oldu öykü. Bir ara tür olmasa da, bir ilk basamağa dönüştü. Bir nevi romanın çıraklığı.
Füsun Akatlı’nın “1996’da Öykücülüğümüz” yazısında şöyle diyordu: “Uzun bir süredir Türk öykücülüğünde bir canlanma, o gürlük dönemlerini anımsatan coşkun ve kıvanç verici bir çıkış, bir atılım gözlemiyorum ben. (…) Soluksuz, pırıltısız, zaman zaman tek tek ışıkların parladığı, ama bir türlü bir ivme kazanmayan, bir ‘patlama’ doğurmayan, âdeta rutine bağlanmış, ‘düzgün rejimli’ bir akışı var artık öykücülüğümüzün de.” O günden bugüne, aradan geçen on beş yılda, hâlâ aynı kuraklık içindeyiz. Devamını oku
80′lerde Çocuk Olmak Kitaplaşıyor
“80′lerde Çocuk Olmak” kitabı 3-10 Kasım arasında Punto Dağıtım kanalıyla tüm kitabevlerinde!
Geri sayım başladı…
Kitap ilk olarak TÜYAP’ta okur karşısına çıkacak, ayrıntlı bilgi www.yitikulke.com ‘da
***
Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun…
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar… Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın… Devamını oku
İzmirli Öyküler
Anadolu’da bulunan hemen hemen her kent, tarihin binlerce yıllık tortularından oluşmuş tepeler taşır toprağında. Bilinen en eski ismi Tişmurna olan İzmir de binlerce yıldan beri Ege Denizi’nden esen imbat rüzgârının taşıdığı kumları biriktiriyor bağrında. Hititler Çağı’ndaki adı Tişmurna olan, Yunanlıların buraya karşı kıyıdan gelmesinden sonra ise Smyrna adını alan İzmir, sırf Antik Çağ’da değil sonrasında da önemli bir kent oldu. Bu önemiyle uyumlu olarak aralarında roman, şiir ve hikâyelerin de yer aldığı türlü çeşit sanat eserine konu oldu. Devamını oku










