İzmir Onu Seviyor; Çünkü İzmir Kaliteyi seviyor.

20 Şubat 2011  
Kategori: KÜLTÜR SANAT

İzmir’de Sanat‘ın bundan böyle düzenli aralıklarla güncellenecek İzmir’in Gururları kategorisinde ”İzmir Onu Seviyor; Çünkü İzmir Kaliteyi Seviyor” isimli bir köşesi olacak. Bu köşemizde adı İzmir’le anılan, İzmirli sanatseverlerin gönlünde yeri olan isimleri ağırlayacağız. Kimi zaman tarihten, kimi zaman günümüzden isimler çıkması olası.

İlk konuğumuz İhsan Oktay Anar oldu. Yazarın biyografisini ve eserleri hakkında kısa da olsa bilgi verdik. Ayrıca İhsan Oktay Anar hakkında yazılan ”Yerli Bir Postmodern: İhsan Oktay Anar” kitabının yazarı Ahmet KOÇAKOĞLU’nun yazarın web sitesinde yeralan bir yazısını alıntıladık.

Bu bölümümüzde konuk edeceğimiz kişileri yayın kurulumuz seçiyor ve biz bu seçici kurula ”İzmir Standartları Enstitüsü, İSE” adını koyduk. Şimdilik İSE adını verdiğimiz yayın kurulumuz seçecek bu bölümde yeralacak olan isimleri ama yakın bir zamanda sitemizin siz değerli takipçilerini de bu seçimlere dahil etmeye niyetliyiz. Özetle değerli dostumuz Hikmet Temel AKARSU‘nun dediği gibi;

“İzmir Standartları Enstitüsü sanal bir ruhsal duygudan iberet olup nerede ne zaman ne şekilde tecessüm edeceği hiç belli olmaz…Tek bir yaşam mottosu vardır; kaliteye âşık olmak. Yakında İzmirlilerin kalpten gelen tıklamaları ile tecessüm etmeye doğru evrilecektir. Bekleyiniz…”

İhsan Oktay ANAR

18 Şubat 2011  
Kategori: EDEBİYAT

1960 doğumlu. Lisans, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Halen aynı okulda öğretim üyesi. Yayımlanmış beş kitabı var: Suskunlar (2008), Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005). Can Yayınları kurucusu yazar Erdal Öz’ün anısını yaşatmak amacıyla ailesi ve yayınevi tarafından verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü‘ne bu yıl, yazar İhsan Oktay Anar layık görüldü. Devamını oku

DENİZ SAVAŞLARI HAKKINDA

27 Kasım 2009  
Kategori: EDEBİYAT

DENİZ SAVAŞLARI HAKKINDA
BÜYÜKLERE ARMAĞAN
“Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar”

Kültürümüzün temel metinlerinin şanına yaraşır bir edisyonla çıkmasına bu denli sevinmek acaba bir yaşlanma alameti olabilir mi? Yoksa yaşadığımız heveskar fakat nafile yazarlar çağının tersine, adanmış ve dopdolu yazarlara dair bir devranın da bu kültürde bir vakitler hüküm sürdüğüne tanık olmanın verdiği heyecan mıdır bu? Katip Çelebi ve Orhan Şaik Gökyay… İki eşsiz şahsiyet. Biri yekdiğerinin mütercimi noktasına kendini indirgeyecek kadar kalender. Devamını oku

Puslu Kıtalar Atlası

18 Nisan 2009  
Kategori: EDEBİYAT

‘Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öylese varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.

Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.’Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: ‘Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.’

puslu-kitalar-atlasi

Yıllar önce okuduğum bu güzel kitap bloglar arası bir kitap hediyesi etkinliği sebebiyle yeniden gündemime gedi. Sevgili Aysema Hanım‘ın hediyesi olarak yanında bir fincanlık kahveyle gelen hediyemiz için kendisine sonsuz teşekkür ediyoruz.

Borges’e tutkun olduğum dönemlerde okumuştum İhsan Oktay Anar’ın kitabını. Pek tarihi roman okuduğum söylenemez aslında Amin Maalouf istisnasını gözardı edersek. Ama bu kitap bambaşkaydı. Tarihi roman olmanın yanısıra yazarının felsefeci yanı da kitapta bariz izler taşıyordu ki yukarıdaki alıntıdan bunu anlamak mümkün.

Denizcilik terimlerine hakim, masal anlatma becerisi üst seviyede olan yazar, tarihi bilgisi ve mükemmel kurgusuyla öyle bir öykü çıkarmış ki ortaya hayran kalmamak elde değil. Küçük bir not kağıdının rüzgarla zamanda ve mekanda yaptığı yolculuk bölümünü defalarca okumuştum. Bu Borgesvari bir sahneydi… Borges’in Alef öyküsü beni nasıl heyecanlandırdıysa bu kitap da aynı heyecanı bana yaşatmıştı.

Aslında kitaba bir tanıtım olarak kurgulamıştım bu yazıyı ama sanırım daha çok okuma sürecimdeki hissettiklerimden ibaret oldu, affola:)

Henüz okumadıysanız bu keyiften kendinizi mahrum bırakmayınız…

Kitap İletişim Yayınlarından çıkan kitabı internet üzerinden satınalmak için resme tıklayınız…

Puslu Kıtalar Atlasııİhsan Oktay Anar