Hem Romantik Hem Komik Olunur Mu?

26 Temmuz 2009  
Kategori: SİNEMA

Bir romantik komedi kısa filmi senaryosu denemesiyle bu soruya cevap arayalım bakalım…

er2la3tr0

Büyük bir medya kuruluşunda çalışan Canıthın yakışıklı, zengin, illaki Newyork’lu ve yalnız bir gençtir. Arkadaşları ara ve sıra ona çeşitli kısmetler önerseler de o gecelik ilişkilerden ve özgürlükten yana bir tavır sergilemektedir. Devamını oku

Sayıklamalar

14 Temmuz 2009  
Kategori: SİNEMA

Gözler bakarken ayaklar yürüyordu. Karşıdan gelen köpek ters ters baktı. İlişmek istemedi yanından geçip gitti. Ama köpeğin asabı bozuktu sanki biraz. Ayaklar durdu. El cepten bir sigara çıkardı. Can kahve istedi. Kahve geldi. İsteyince oluyormuş. Kahve güzel koktu. Dalga ayağı ıslattı. Ayağın hoşuna gitti ama ayakkabı biraz bozuldu sanki. Kahve ses etmedi. Devamını oku

10 Adımda Bişeyler Olabilmenin Tüyoları

24 Mayıs 2009  
Kategori: SİNEMA

Günde bir saatini ayır, internetten zengin ol!
Bir saatini daha ayır, internetten evlen!
Bir iki saat daha takılsan çocuk da yaparsın internetten!

Kişisel geliş olmadı toplumsal geliş, daha olmadı vücut geliştir… Bu gelişimler seni işte ve aşkta başarıya kesinlikle taşıyacaktır. Devamını oku

Kişisel gelişim de ne ola ki?

08 Nisan 2009  
Kategori: GÜNCEL

Eskiden felsefeye koysak felsefe değil, psikolojiye koysak uymaz, nere koysak da başımızdan atsak diye kara kara kitapçıları düşündürten kitaplar… Kişisel gelişim kitapları… Artık kendi rafları var kitapçılarda… Çoğu kitapçı iki raf ayırıyor hem de… Devamını oku

Sabah Programları

31 Mart 2009  
Kategori: SİNEMA

Sabah kalktınız ve evdesiniz, belki bir yandan günlük ev işleriyle meşgulken, belki kahvaltı esnasında televizyonu da gözucuyla takipediyorsunuz…
Nelerle karşılaşabilirsiniz? Önce iyilik ve güzellik sınıfına koyabileceğimiz şeylerden bahsedelim; güzel bir yemek tarifi veya her nasılsa programda kendine kısa da olsa bir yer bulmuş bir doktordan sağlıklı yaşam üzerine uyulması zor tavsiyeler alabilirsiniz. Başka başka… Sanırım hepsi bu.

41485

Gelelim sizi televizyon denen icattan soğutabilecek kısmına; kocası tarafından terkedilmiş bir kadının acılarına en bayağı şekilde ortak olabileceğiniz gibi sunucunun bu bayana dev bir kıyak yaptığını zannederek arada bir kadını dövmeyi kendine görev bilmiş öküz kocayı da stüdyoya çağırarak bu ideal çifti barıştırmasına tanıklık edip, tarihe geçecek bu mucizeyi hunharca alkışlarken bulabilirsiniz kendinizi…

Bana ilginç gelen ise bu programların tektip sunucularının büyük çoğunluğunun albümü pek iş yapmasa da mucize kabilinden bir durum olarak kendisine bir hayran kitlesi edinmiş bir şarkıcı, türkücü veya podyumlarda kendisine pek yer bulamamasına rağmen bir program yapabilme yeteneği kendisinde doğuştan varolan bir manken eskisi olmaları. Hatta ender de olsa aptal bir kitap yazıp daha aptalcası bu kitabı bir şekilde yayınlatıp sonra yazarlık kariyerine ara verip sunuculuğa soyunmuş aptal bir yazar da olabilir karşınızdaki…

Konu seçimi gayet basittir; bol kavga dövüşlü ama barıştırılma potansiyeli barındıran bir ilişki her zaman iş yapar. Veya bir diğer programın sunucusuyla girilecek bir polemik, stüdyo konuklarınızın alkışları arasında sarfedilecek birkaç küfre yakın hakaret de reyting arttırabilir.
Araya bir defile, bir de yeni albüm yapmış tıfıl konuk sıkıştırılmışsa değmesin kimse keyfinize… Biraz göbek atar, biraz dedikodu dinler, bir yandan çocuğu okula yollar diğer yandan da komşuyla kahve içerken yapılacak sohbetin mayasını oluşturmuş olursunuz.
b0320b69cb7ea64aaad99fb4c
Eh nihayetinde komşunuzla kahvenizi yudumlarken;
” Kız duydun mu Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk kitabı filme çekilmiş.
Ay valla inanmam, yönetmeni kimmiş ki?’ şeklinde bir sohbettense
” şşş bu sabah Seda’yı seyrettin mi? Konuğun ağzına … valla’ türü bir sohbet sizin de komşular arası reytinginizi arttırabilir:)))

SADECE İNSAN, HEPSİ BU!

26 Mart 2009  
Kategori: KÜLTÜR SANAT, Manşet

Türümüzü abartıyor muyuz acaba?

Betondan binalar yapıp, sonra bunu bölmelere ayırıp içinde ölümü bekleyen zavallı bir tür. Üstelik kendisini âlemin efendisi ve tek zeki tür zannediyor.

Başa dönelim, hava koşullarından ve yırtıcı hayvanlardan korunmak için ilk buldukları ine sığınan atalarımız… Henüz kapı, kilit, alarm yok. Gerek de yok. O zamanlar doğum kontrol denen şey de yok! Neyse dağıtmayalım konumuzu. Devamını oku

Kişisel Gelişim Yasaklandı!

10 Mart 2009  
Kategori: SİNEMA

İkinci bir emre kadar kişisel gelişmek yasaklandı. Yol bulmalar, açmalar, aura genişletmeler yasak. Yer kalmadı zaten, nereye genişleteceksiniz ki? Bir süre balığa falan çıkın, maç izleyip bira için… Ne bileyim biraz yalnız kalın, kafanızı dinleyin… Kişisel gelişeceksiniz de ne olacak? Devamını oku

Dünya Kadınlar Günü

08 Mart 2009  
Kategori: GÜNCEL

Tecrübeler gösteriyor ki bu hayatta birilerine özel bir gün atfedilmişse; ya o birilerinin kalan günlerde ciddi yaşamsal problemleri vardır ya da bu gün ticareti canlandırmak adına falan kurgulanmıştır…

Şiddet gören, birçok coğrafyada ikinci sınıf insan muamelesiyle karşılaşan, cinsiyeti nedeniyle toplumsal alanda iş dünyasında ayrımcılığa maruz kalan, çoğu zaman söz hakkı olmayan… Kadınlar…

kadin

Cinselliğe ve de özellikle küfürlere nesne, aşka sözde özne, evinde hammaliye işlere bakan, gerektiğinde stres topu muamelesi gören… Adına sığınma evleri açılabilecek kadar mağdur durumlara düşebilen… Devamını oku

LOST VE KAHVE ÇEKİRDEĞİ

04 Mart 2009  
Kategori: SİNEMA

Issız bir adaya düşseniz yanınıza neler alırsınız? Kahraman bir doktor, birkaç suçlu ile bir avcıya ne dersiniz? Elbette güzel kadınlar ve bir miktar uçak enkazıyla biraz da hayat hikayesi lazım sıkılmamak için. Adaya sizden önce yerleşmiş ”Diğerleri” ve gizemli durumlar da varsa keyfinizden bir fincan kahve içebilirsiz…

Peki bir kahve çekirdeği fincanınıza girip geleceğiniz konusunda size tüyolar verecek bir fal olana kadar hangi aşamalardan geçer? İnanın bana bir kahvenin fincanınıza girecek aşamaya gelmesi bir dizinin sona ermesinden daha kısa sürer:)))

lost

İyi bir senarist ve yönetmenin elinde takriben iki saatlik güzel bir film olabilecekken 1500 bölümlük bir dizi olan LOST yine de türünün iyilerinden sayılabilir. Lakin yine de gereksiz uzatmalardan kurtulamıyor… Şimdi büyük bir beğeni toplamış bu diziyi beğenmiyor görünerek fark yaratma çabası değil bu yazılanlar, ben de ilk üç sezonu uykularımdan fedakarlık ederek izledim. Ama nasıl izledim. Birçok bölümü atlayarak…

‘Fenomensiz hayat hayat değildir!’ in empoze edildiği abuk çağımızda bunlar kaçınılmaz ama ben yine de inatçıyım;bir fincan kahve geride daha güzel bir tat bırakır…

Küresel Tehdit;AŞK

24 Şubat 2009  
Kategori: GÜNCEL

ask2_0preview

Pentagon karar verdi! Ortadoğu’da bütün aşklar ılımlı olacak! Çılgın aşıklar, şiddetli aşklar Yeni Dünya Düzeni için tehlike oluşturuyor. ABD Orta ve Yakın Doğudaki elemanlarını harekete geçirdi, şeyhler şiddetli aşkın günah olduğu fetvasını verdi bu sabah. Pop Starlar ılımlı aşka övgüler düzen şarkılar bestelemeye başladı. Cemaat gazeteleri şiddetli bir şekilde aşık olanları komünist ve faşist olmakla suçlayan manşetlerle girdiler güne.

Holding medyası şiddetli aşkın borsayı fena etkilediği, faiz oranlarını perişan ettiği haberini geçti sabah erken saatlerde…
Aşıklar endişe içinde. Sevgililer günü tüm ortadoğuda iptal edildi ve yerine 14 Şubat Salça Bayramı olarak ilan edildi ve o gün için acılı biber salçası yenmemesi yerine daha yumuşak bir seçim olan domates salçası tüketilmesi önerildi hükümetler tarafından…
Bir grup aşık bu duruma karşı tepkilerini bildirmek için topladıkları imzaları hükümete iletmek istediler ve polis olaya müdahale etti, aşıklar biber gazıyla püskürtüldü.

Son dakika heberi; Pentagon’un 1 Nisan şakası yaptığı anlaşıldı. Cemaat gazeteleri 2 Nisan sabahı Cemal Süreya’dan ”Yalnız aşkı vardır aşık olanın, ve kaybetmek daha zor bulamamaktan’ şiirini manşete taşıyarak büyük bir hoşgörü örneği sergilerken, holding medyası ekonomistlerinin yanıldığı ve yanılan ekonomistlerinin tek ayak üstünde bekletildiği haberini verdi.

Sonraki Sayfa »